PARANIN DEĞİL, AHLÂKIN FONU!
Türkiye günlerdir fon meselesini konuşuyor.Milyonlarca liralık paralar, yatırım hesapları, mağdurlar, soruşturmalar ve kaybedilen servetler…
Ben ise bu tartışmaya sadece dışarıdan bakan biri değilim! Çünkü ben de güvendiğim dindar görünümlü bir insan tarafından istismar edilerek benzer bir mağduriyet yaşadım...
Bu nedenle bu yazıyı sadece bir köşe yazarı olarak değil, aldatılmış bir insan olarak yazıyorum.
İnsanın parasını kaybetmesi elbette ağırdır.
Fakat insan bazen parasından çok daha değerli bir şeyi kaybeder:
Güvenini…
Hele ki sizi aldatan kişi, sizin inandığınız değerleri kullanıyorsa bu acı daha da derinleşiyor.
Çünkü o zaman insan sadece “Paramı neden aldılar?” diye sormuyor.
“Ben nasıl kandım?” diye de kendisini sorgulamaya başlıyor.
Dindarlığınız üzerinden size yaklaşan, güveninizi kazanan, dini ifadelerle kendisini olduğundan farklı gösteren bir insanın sizi aldatması, maddi zararın ötesinde bir yara bırakıyor.
İnsanın aklına şu geliyor:
“Ben Allah'a güvenerek mi yanıldım, yoksa Allah'ın adını kullanan bir insana güvenerek mi?”
Cevabı aslında çok açık:
Biz Allah'a güvenmekte yanılmadık!
Yanlış olan, Allah'a ait değerleri kendi çıkarı için kullanan insana güvenmekti...
Kur'an, insanların mallarını haksız yollarla yemeyi yasaklıyor. (Bakara, 188)
Peygamberimiz de emanete, doğruluğa ve kul hakkına büyük önem veriyor.
O hâlde bir insanın başkasının parasını alırken dinî söylemleri, güveni, dostluğu veya manevî yakınlığı bir araç hâline getirmesi sadece ekonomik bir mesele değildir.
Bu aynı zamanda ahlâkî bir çöküştür.
Çünkü insanın parasını almak bir haksızlıktır.
Fakat onun Allah'a, dine ve insanlara olan güvenini de sarsmak, bunun çok daha ötesinde bir tahribattır.
Ben bunu yaşadığım için biliyorum.
Bazen geceleri insanın aklına aynı sorular geliyor:
“Nasıl oldu?”
“Neden fark edemedim?”
“Nasıl bu kadar güvendim?”
“Bana bunları söylerken hiç mi vicdanı sızlamadı?”
İşte dolandırıcılığın mağdur üzerindeki en ağır taraflarından biri de budur.
Mağdur sadece parasını hesaplamaz.
Kendisini de hesaplamaya başlar.
Oysa suçun yükünü mağdurun omuzlarına bırakmamak gerekir.
Aldatılan insan saf olduğu için değil, karşısındaki insanın kötü niyetini bilmediği için aldatılmıştır.
Güvenmek suç değildir.
Dürüst olmak suç değildir.
İyi niyetli olmak suç değildir.
Suç, bir insanın iyi niyetini kendi çıkarına kullanmaktır.
Bugün fon meselesini konuşurken de aynı noktaya dikkat etmeliyiz.
Mesele yalnızca ne kadar paranın kaybolduğu değildir.
Asıl mesele, insanların birbirine duyduğu güvenin ne kadarının kaybolduğudur.
Çünkü para yeniden kazanılabilir.
Ama bir insanın “Artık kimseye güvenemiyorum” noktasına gelmesi çok daha ağır bir sonuçtur.
Özellikle dinin, cemaatin, arkadaşlığın veya manevî yakınlığın ekonomik çıkarlar için kullanılması kabul edilemez.
Dindarlık, insanların zaaflarını kullanarak kazanç elde etmek değildir.
Dindarlık; emanete sahip çıkmaktır.
Dindarlık; insanların güvenini istismar etmemektir.
Dindarlık; kimsenin hakkını kendi hakkından üstün görmese bile, başkasının hakkına el uzatmamaktır.
Ve belki de bugün en fazla ihtiyacımız olan şey budur:
Dinî daha çok konuşmaktan önce, dinin ahlâkını daha çok yaşamaya ihtiyacımız var. Çünkü insan Allah'ın adını ağzından düşürmeyip kul hakkından korkmuyorsa, orada ciddi bir çelişki vardır.
Ben bu yazıyı öfkeyle yazmıyorum.
Ama yaşadığım acının içinden yazıyorum.
Kırgınlığım var...
Hayal kırıklığım var...
Özellikle insanlara artık güvensizliğim var..
Dolayısıyla bazı hırsızlıkların bedeli banka hesabında değil, insanların kalbinde görünür!
Ben bunu yaşayarak öğrendim.
Bu yüzden bugün mağdurlara baktığımda sadece kaybedilen paraları görmüyorum.
Bir annenin, bir babanın, bir arkadaşın, bir kardeşin ve belki de yıllarca güvenerek biriktirdiği umutların nasıl yıkıldığını görüyorum.
Ve bütün bunların ortasında şu cümleyi hatırlıyorum: Allah ile aldatmak kadar tehlikeli bir şey yoktur. Çünkü o zaman insanın sadece malı değil, güveni de hedef alınır.
İşte bu yüzden mesele yalnızca fon meselesi değildir.
Mesele, insan kalabilme meselesidir...
Yasal Sorumluluk
Sitemizde yayımlanan köşe yazıları ve yorumlar yazarların kendi görüşleridir.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüm hukuki ve cezai sorumluluk yazarlara aittir.
Site yönetimi bu içeriklerden dolayı sorumlu tutulamaz.
Yazarın Önceki Yazısı
OKULLARDA NE OLUYOR? ÇOCUKLARIMIZI KİM BU HALE GETİRDİ?
OKULLARDA NE OLUYOR? ÇOCUKLARIMIZI KİM BU HALE GETİRDİ?
Yazarın Sonraki Yazısı
HARAM HELAL VER ALLAH’IM, ASİ KULUN YER ALLAH’IM OLDUK!
HARAM HELAL VER ALLAH’IM, ASİ KULUN YER ALLAH’IM OLDUK!

