Üzümünü Ye, Bağını Sorma: Zeka Ölçmek Geri Zekalılıktır!

Oytun Erbaş

Oytun Erbaş

PROF. DR. OYTUN ERBAŞ | NİLÜFER ZAMANI

Sevgili okurlar, geçenlerde televizyonda Nilüfer`in programındaydım. Çiçekler gelmiş stüdyoya, herkes bir anlam arayışında... ``Hocam bu çiçek niye geldi, kim gönderdi, arkasında ne var?`` Yahu boş verin! Üzümünü ye, bağını sorma. Hayatı bu kadar anlamlandırmaya çalışmak beyni çürütür, insanı yaşlandırır. Karının o gün yüzü asıksa ``Bana mı tavır aldı?`` diye kurup durma, bırak öyle kalsın, hayatı akışına bırak. Bizim en büyük hatamız bu; her şeyin altında bir çapanoğlu arıyoruz.


Ama bugün size asıl canımı sıkan, üzerinde saatlerce konuşup feryat etmek istediğim başka bir rezaletten bahsedeceğim: Çocuklara zeka testi yapmak!

Her anne baba sanıyor ki çocuğu bir dahi. Elinden tutup o test senin bu test benim gezdiriyorlar. Buradan açıkça söylüyorum: Zeka ölçmeye çalışmak bir geri zekalılıktır; zekayı ölçmemek ise ileri zekalılıktır!

Yahu, sen köyden gelmiş, hayatında eline geometrik küp almamış bir çocuğun önüne o üçgeni koyup ``Hadi delikten geçir`` diyorsun. Çocuk yapamayınca ``Zekası düşük`` diyorsun. Öbür tarafta anası babası her gün o küple çocuğu çalıştırmış, ezberletmiş zengin çocuğuna ``Aman ne dahi`` diyorsun. Bu zeka değil, bu antrenmandır, bu sahtekarlıktır!

Zeka tek bir kalıba sığmaz, bunu o kalın kafalara sokmak lazım. Naim Süleymanoğlu`nun kas zekası vardı; kendinden beklenmeyen ağırlıkları kaldırırdı. Bazı çocuğun sözel zekası vardır, öyle bir kompozisyon yazar, öyle bir çiçeği tasvir eder ki şaşarsın. Bazısının duygusal zekası yüksektir; gider 20 tane koyunu, koca bir köpeği tek bir göz temasıyla hizaya getirir, hayvanla empati kurar. Şimdi bu çocuğu veteriner yapmak için ağır matematik, fizik denklemleri soruyorsun. Veterinerlik matematik mi yahu? Hayvanı sevmektir veterinerlik! Biz doktorları da fizikle, matematikle seçtik. E ne oldu? ``Doktor yüzüme bakmadı, benimle ilgilenmedi`` diyorsunuz. Mekanik şeylerle seçersen adamı, o da sana mekanik davranır. İnsanın en büyük zekası sevebilmesidir, sevgi zekasıdır. Bırakın şu çocukları sayılara dökmeyi, onları kategorize edip travmatize etmeyin!

Erkekler Neden Erken Yaşlanıyor? (Y Kromozomu Efsanesi)
Hazır zekadan ve fıtrattan açılmışken, erkek okurlarıma da kötü bir haber vereyim. Bana hep soruyorlar, ``Hocam 50 yaşından sonra erkeklere bir haller oluyor, çöküyorlar`` diye. Doğru, çünkü Y kromozomu eriyor!

Erkekliği belirleyen o küçücük Y kromozomu var ya, içindeki o tek bir testis geni... İşte o gen, kötü hayat tarzı, alkol, sigara, uykusuzluk ve stres yüzünden 50 yaşından sonra erkeklerin yüzde 40'ında resmen eriyip yok oluyor. Y kromozomu gidince testosteron da gidiyor. Ondan sonra erkeklerde ne hafıza kalıyor ne kas gücü. Kemik erimesi başlıyor, göbek büyüyor, mesane kanseri ve kalp yetmezliği riski fırlıyor.

Bakıyorsun trafikte ya da kahvede oturan 60 yaşındaki adama, resmen ``dede`` olmuş, çökmüş. Genetik test yapsan Y kromozomu bitmiş. Ama öte yanda 65 yaşında bir adam görüyorsun, taş gibi, jilet gibi, gençlere taş çıkartıyor. İşte onun Y kromozomu hala sapasağlam duruyor. Yaşlanma dediğin şey aslında bir hormon yetmezliğidir. Bunu ilk Ruslar keşfetti, Stalin uzun yaşam enstitüleri kurdurdu.

Uzun lafın kısası efendim; fıtratımızda negatif olan, ağrı ve acı veren şeyler her zaman daha baskındır. Vücut unutmasın, o zehirli şeyi bir daha yemesin diye bulantıyı, ağrıyı hep ön planda tutar. Ama biz ne yapacağız? Bu fıtratı bilip inatla pozitife odaklanacağız. Metrobüse binerken, yolda yürürken kafayı o telefondan kaldırıp ağaçlara, kedilere bakacağız. Farkındalığı (mindfulness) öğreneceğiz. Hayatı yavaşlatmazsanız, her şeyi maddiyata ve kıyaslamaya endekslerseniz, kortizol hormonu (stres) beyninizi de bedeninizi de bitirir.

Kıyaslamayı bırakın, çocukların zekasını rahat bırakın, Y kromozomunuza iyi bakın. Haftaya görüşmek üzere!