Emine Erdoğan’ın Öncülüğünde Türkiye’den Dünyaya Uzanan Sıfır Atık Vizyonu 9. Yılında
27 Eylül 2017’de Emine Erdoğan’ın himayelerinde Türkiye’de başlatılan Sıfır Atık Hareketi, 9. yılında ulusal bir çevre projesinin ötesine geçerek küresel bir dönüşüm vizyonuna dönüştü. Birleşmiş Milletler tarafından 30 Mart’ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi ve Emine Erdoğan’ın BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı’nı üstlenmesiyle hareketin uluslararası niteliği güçlendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çevrenin korunması, doğal kaynakların verimli kullanılması, israfın önlenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele konularındaki politikaları, Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarının temel başlıkları arasında yer alıyor.
İlk döneminde atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesine odaklanan Sıfır Atık yaklaşımı, zaman içerisinde atığın kaynağında azaltılması, yeniden kullanımın yaygınlaştırılması, sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarının geliştirilmesi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması hedeflerini kapsayan bütüncül bir modele dönüştü.
Türkiye'den Birleşmiş Milletler'e uzanan yolculuk
Sıfır Atık Hareketi'nin uluslararası alandaki en önemli dönüm noktalarından biri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 14 Aralık 2022'de kabul ettiği 77/161 sayılı “Sıfır Atık Girişimleri” başlıklı karar oldu.
Türkiye'nin öncülüğünde hazırlanan ve 105 ülkenin ortak sunuculuğunu yaptığı karar kapsamında 30 Mart, Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edildi.
Bu gelişmeyle birlikte Türkiye'de 2017 yılında başlayan Sıfır Atık yaklaşımı, uluslararası toplumun ortak gündemlerinden biri haline geldi.
BM, Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında devletleri, BM kuruluşlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü, akademiyi, sivil toplumu, kadınları ve gençleri sıfır atık uygulamalarını yaygınlaştırmaya ve sürdürülebilir üretim-tüketim modellerine katkı sunmaya davet ediyor.
Emine Erdoğan'ın uluslararası rolü
Sıfır Atık Hareketi'nin küresel ölçekte tanınmasında Emine Erdoğan'ın uluslararası platformlarda yürüttüğü çalışmalar da önemli bir yer tuttu.
Emine Erdoğan, 30 Mart 2023'te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Uluslararası Sıfır Atık Günü dolayısıyla gerçekleştirilen üst düzey toplantıda açılış konuşması yaptı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de toplantıda Türkiye'nin Sıfır Atık Projesi'ne ve Emine Erdoğan'ın bu konudaki çalışmalarına dikkat çekerek Türkiye'nin deneyiminin diğer ülkeler açısından örnek oluşturabileceğini ifade etti.
12 Nisan 2023'te oluşturulan BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulunun başkanlığını da Emine Erdoğan üstlendi.
13 üyeden oluşan kurul; sıfır atık alanındaki başarılı uygulamaların ve iyi örneklerin ülkeler arasında paylaşılmasını, küresel farkındalığın artırılmasını ve sıfır atık yaklaşımının yaygınlaştırılmasını amaçlıyor.
“Dünya Ortak Evimiz” anlayışı
Sıfır Atık Hareketi'nin temelinde çevreyi yalnızca korunması gereken bir alan olarak değil, gelecek nesillere karşı ortak bir sorumluluk olarak gören anlayış bulunuyor.
“Dünya Ortak Evimiz” yaklaşımı; tüketim alışkanlıklarının yeniden değerlendirilmesinden kaynakların verimli kullanılmasına, atık oluşumunun kaynağında önlenmesinden yeniden kullanım ve geri dönüşüme kadar geniş bir dönüşüm alanını kapsıyor.
Bu çerçevede sıfır atık, yalnızca atık yönetimiyle sınırlı görülmüyor. Üretimden tüketime, tasarımdan finansmana, şehircilikten eğitime kadar farklı alanları birbirine bağlayan bir sistem yaklaşımı olarak ele alınıyor.
90 milyon ton atık ekonomiye kazandırıldı
Sıfır Atık Hareketi kapsamında Türkiye'de önemli çevresel ve ekonomik kazanımlar elde edildi.
2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de geri kazanım oranının yüzde 37,53'e yükseldiği belirtilirken, hareket kapsamında yaklaşık 90 milyon ton atığın ekonomiye yeniden kazandırıldığı ve yaklaşık 365 milyar liralık ekonomik katkı sağlandığı bildiriliyor.
Geri kazanım faaliyetleri sayesinde yaklaşık:
270 milyar kilovatsaat enerji,
2 trilyon litre su,
60 milyar litre petrol
tasarrufu sağlandı.
Ayrıca yaklaşık 613 milyon ağacın kesilmesi ve 180 milyon ton sera gazı salımı önlendi. Yaklaşık 55 bin futbol sahası büyüklüğünde atık depolama alanına duyulacak ihtiyacın da önüne geçildi.
2017 yılında yüzde 13 seviyesinde bulunan geri kazanım oranının 2025 yılı sonunda yüzde 37,53'e yükselmesi, hareket kapsamında ortaya çıkan dönüşümün önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İklim eylemi ve döngüsel ekonomiyle bütünleşiyor
Sıfır Atık yaklaşımı, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi kapsamında kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi politikalarıyla da ilişkilendiriliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un liderliğinde yürütülen çevre ve iklim politikaları kapsamında sıfır atık yaklaşımının iklim eylemiyle daha güçlü şekilde bütünleştirilmesi hedefleniyor.
Türkiye'nin COP31 Başkanlığı sürecinde de kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve sıfır atık konularının iklim gündeminin önemli başlıkları arasında ele alınması planlanıyor.
Sıfır Atık Forumu küresel ortak aklı buluşturuyor
Sıfır Atık Hareketi'nin uluslararası görünürlüğünün artmasında çok paydaşlı platformlar da rol oynuyor.
Bu kapsamda Sıfır Atık Forumu; farklı ülkelerden kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek deneyim ve uygulamaların paylaşılmasını amaçlayan platformlardan biri olarak öne çıkıyor.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da hareketin dokuzuncu yılına ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye'nin dokuz yıl önce ortaya koyduğu vizyonun bugün küresel ölçekte karşılık bulduğunu belirtti.
Ağırbaş, Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca geri dönüşüm oranlarını artırmaktan ibaret olmadığını, kaynak kullanımının azaltılması, ürün ve malzemelerin yaşam döngüsünün uzatılması, israfın kaynağında önlenmesi ve ekonominin daha döngüsel hale getirilmesinin temel hedefler arasında bulunduğunu ifade etti.
Ağırbaş ayrıca Sıfır Atık Forumu'nun yalnızca bir etkinlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, farklı bölgelerden paydaşların deneyimlerini paylaştığı ve ortak çözümler geliştirdiği küresel bir ortak akıl platformu olduğunu söyledi.
Yeni dönem: Atıktan öte, kaynak ve gelecek yönetimi
Dünyada artan kaynak tüketimi, atık miktarı, plastik kirliliği, gıda kaybı, su stresi ve iklim değişikliği, atık yönetiminin tek başına ele alınamayacak kadar kapsamlı bir mesele olduğunu ortaya koyuyor.
Bu nedenle daha az kaynak tüketimi, ürünlerin kullanım ömrünün uzatılması, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve döngüsel üretim modelleri; doğal kaynaklar üzerindeki baskının ve atık kaynaklı çevresel etkilerin azaltılmasında öne çıkan araçlar arasında yer alıyor.
Sıfır Atık Hareketi de dokuzuncu yılında yalnızca geçmiş kazanımları değerlendiren bir çevre projesi olmaktan çıkarak, geleceğin üretim ve tüketim modellerinin yeniden düşünülmesine yönelik küresel bir yaklaşım olarak konumlanıyor.
Ortak hedef: Daha yaşanabilir bir dünya
27 Eylül 2017'de Türkiye'de başlayan Sıfır Atık Hareketi, dokuzuncu yılında ulusal sınırların ötesinde ortak bir çevre ve sürdürülebilirlik gündemi oluşturmayı sürdürüyor.
30 Mart'ın Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi ve Emine Erdoğan'ın BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı'nı üstlenmesi, Türkiye'de başlayan yaklaşımın uluslararası platformlardaki karşılığını gösteren gelişmeler arasında bulunuyor.
Sıfır Atık Hareketi; daha az israf, daha verimli kaynak kullanımı, daha güçlü bir döngüsel ekonomi ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılması hedefleri doğrultusunda yeni döneme ilerliyor.
