Mehmet Sevigen Açıkladı! Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ekrem İmamoğlu İle Arası Nasıl Bozuldu?
Eski CHP'li Bakan Mehmet Sevigen, siyaset gündemini sarsacak o gizli görüşmeyi ifşa etti! Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağzından Ekrem İmamoğlu ile yaşanan 'Swissotel' krizini aktaran Sevigen, şok pazarlığın perde arkasını anlattı: Kılıçdaroğlu 'Benim kırılma noktam, ahlaki çöküşün başladığı yer orası oldu' diyerek bağları nasıl kopardığını ilk kez açıkladı!

'AK Parti Döneminde Hep Birlikte Karşı Çıkıp Durdurmuştuk'
Mehmet Sevigen, Beşiktaş'taki Swissotel arazisiyle ilgili geçmişte yaşanan süreci hatırlatarak, CHP'nin o dönem bu satışa topyekûn karşı çıktığını belirtti. Sevigen, olayın perde arkasını şu sözlerle aktardı:
'Çok önemli bir şey söyleyeyim. Mesela Kemal Bey, Ekrem Bey gidiyor, diye konuşuyorlar. Bak Kemal Bey'in Ekrem Bey ile arasının bozulmasının en önemli kırılma noktası nerede oldu biliyor musun? Şimdi bu Kadir Topbaş zamanında Beşiktaş'taki Swissotel vardı, Swissotel satılıyordu. El altından birilerine verilecekti AKP döneminde. Bizim CHP'liler, o zaman Canan Hanım başkandı, il başkanı. Örgüt toplanıyor. O zaman Ekrem Bey de grupta. Büyükşehir meclis üyesi. Belediye başkanı olduğu için büyükşehire de geliyor biliyorsunuz onlar. Herkes topyekûn CHP karşı çıktı ve durdurduk, geri aldık. Hüseyin Sağ en başta, o belediye meclis üyesi arkadaşımız mahkemelere gitti, mücadele etti. Durdurduk.'

Şoke Eden İtiraf: 'Benim Paraya İhtiyacım Var!'
Sürecin devamında Ekrem İmamoğlu'nun İBB Genel Başkanı olmasıyla birlikte işlerin seyrinin tamamen değiştiğini ve Kılıçdaroğlu'na şikayet telefonlarının geldiğini anlatan Sevigen, Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasında geçen o şok görüşmeyi şu ifadelerle deşifre etti:
'Belli bir süre geçiyor. Ekrem Bey genel başkan oluyor. Kemal Bey her gün diyor ki 'Her gün bana şikayetler geliyor. Diyorlar ki Swiss gidiyor, oradaki arsa komple satılıyor.' Böyle diyebiliyormuş ki 'Ya satabilir, insanlık hali. İhtiyacı olabilir' diyebilirmiş. 'Yok efendim, satıyor birisine böyle.' 'Çağırdım' diyor Ekrem Bey'i. 'Geldi. Dedim ki' diyor, 'Ekrem Bey biz eski dönemde bunu korumak için siz mücadele etmediniz mi? Durdurdunuz bu satışı. AKP satacaktı, Adalet ve Kalkınma Partisi, durdurdunuz.' Demiş ki 'Benim paraya ihtiyacım var' demiş Kemal, Kemal Bey'e. 'Efendim paraya ihtiyacım var.' Demiş ki 'Kardeşim, para ihtiyacın varsa sen bunu niye açık olarak yapmıyorsun? Yirmi tane müteahhit çağır, iş adamını çağır, serbest yap. Sen bunu niye el altından satıyorsun?' demiş.'
Kılıçdaroğlu: 'Ahlaki Çöküş Orada Başlamış!'
İmamoğlu'nun bu satışı şeffaf bir ihale yerine el altından tek bir kişiye vermek istediğini belirten Sevigen, Kılıçdaroğlu'nun bu durum karşısında yaşadığı büyük kırılmayı ve tepkiyi şu sözlerle dile getirdi:
'Kardeşim, bir kişiye verecekmiş el altından. 'Niye satıyorsun bunu el altından kardeşim?' 'İhtiyacım vardı.' 'Niye ihtiyacın olur? Böyle bir şey olur mu?' diye Kemal Bey diyor ki 'Mehmet Bey' ediyor, 'Sayın Bakanım, benim kırılma noktam orası oldu.' 'Baktım ki' diyor, 'Ahlaki çöküş orada başlamış ve ondan sonra bir daha Silivri'ye gitmedim.''

'Eğer Art Niyet Varsa Böyle Yaparsın!'
Türker Akıncı'nın 'Bunu ilk kez mi anlatıyorsunuz? Ne zaman yaşandı?' sorusu üzerine bu bilgiyi ilk kez paylaştığını ve Kılıçdaroğlu'nu 1.5 - 2 ay önce ziyaret ettiğinde bu konunun konuşulduğunu belirten Sevigen, gizli kapaklı yapılan bu ihalelere sert tepki gösterdi. Şeffaflık vurgusu yapan Sevigen, usulsüzlük şüphesine dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
'Evet, ilk kez anlatıyorum. Ben Kemal Bey'e iki ay evvel, bir buçuk ay evvel gitmiştim. Ondan önce yaşanmış. Böyle bir konu olunca... Ve Kemal Bey bunu böyle anlattı. Kırılma noktası bu diyor. Çünkü el altından... 'Diyorum ki' diyor, 'Niye kardeşim çağırmıyorsun?' Öyle değil midir Türker? Bir büyük para kazanacaksan rekabet yaptırırsın, değil mi? Bütün çağırırsın adamları. Eğer altında kötü niyetin yoksa, art niyetli bir düşüncedeysen çağırırsın. Derim ki sen bana üç tane dosya getir. Buranın değeri on beş lira. Ama sen bana beş lira ver. Beş lira sende kalsın. Beş lirayı da bana açıkta ver. On liraya almış olursun. Beş cebine girecek, beş de bana vereceksin. Devletin malı, fakir fukaranın malı değil mi? Eğer art niyet varsa böyle yaparsın.'
'Kameraların Önünde Şeffafça Pazarlık Yapılmalıydı'
Türker Akıncı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişteki şeffaf ihalelerini hatırlatarak 'Kameraların önünde pazarlık yapıyordu' sözleri üzerine Sevigen, kamunun malının korunması için asıl yapılması gerekenin bu şeffaflık olduğunu belirterek şu cümlelerle konuşmasını noktaladı:
'Ama art niyet yoksa, bunu yüksek fiyata satmak istiyorsun. Dersin 'Senin tanıdığın müteahhit var mı? Mehmet Bey'e sorun, tanıdığı iş adamı vardır. Ahmet Bey'e sorun.' Ne çok, ne kadar çok katılan olursa o kadar çok artmaz mı ihalenin değeri? Şeffaf. Televizyonları kur. Oranın değeri belli. Otur öyle göğsünü gere gere. Dersin ki 'Ben halk için istiyorum.' Hatta Tayyip Bey ne diyordu bazen; 'Üç ayda yapacaksın' diyordu. Okul yaparken diyordu ki 'Hadi dört yüz elli bin lira, dört yüz bin lira, hadi üç yüz elli bin lira yap, yüz bini de benden kes.''
