USD (Alış - Satış) : 5,36 - 5,37 EURO (Alış - Satış) : 6,10 - 6,11
KÖŞE YAZISI

Latif Şimşek

latif.simsek@beyaztv.com.tr

Yazarın Diğer yazıları

FRANSA'DAKİ TEZGAHTA FİLİSTİN VAR!

Fransa niye hedefte?

Elbette bu soruya çok farklı cevaplar verilebilir.

Ama benim vermek istediğim cevap Filistin ve İsrail bağlantılı olanı.

Fransa başından bu yana İsrail`in Filistin saldırılarına tepkili oldu. Özellikle Fransız Sosyalistler, İsrail`e başta parlamento olmak üzere her platformda tepkilerini dile getirdi.

2014 Aralık ayında Sosyalist gurubun önderliğinde, Filistin`i devlet olarak tanımak için bir yasa tasarısı hazırlandı ve bu tasarı Fransa Parlamentosu`nda 151 hayır oyuna karşılık 359 evet oyuyla kabul edildi. Ancak tasarının işlerlik kazanması için hükümet tarafından da onaylanması gerekiyordu.

Bütün dünya ve başta Filistin`liler Fransa hükümetinden onay beklerken, 2015 Ocak Ayı`nda ünlü Charli Hebdo dergisi sözüm ona radikal İslamcılar tarafından basıldı ve 12 dergi çalışanı öldürüldü. Bu saldırının yankıları aylarca sürdü.

Fransa Hükümeti, Filistin ile ilgili tasarıyı onaylamadı ve beklemeye aldı.

Henüz Charli Hebdo katliamının sarsıntısını atlatamayan Fransa bu kez yine Paris`te tiyatro baskını ile allak bullak oldu. Aynı anda Paris`in yedi ayrı noktasında terör saldırıları başladı. Tiyatro baskınında 127 kişi yaşamını yitirdi. Fransa olağanüstü hal ilan etti.

Filistin`in devlet olarak tanınması ile ilgili tasarı yine uyumaya alındı. Fransa kendi başının telaşına düşmüştü çünkü. Fransa`nın tarihinde İkinci Dünya Savaşı`ndan bu yana ilk kez şehir merkezlerinde askeri hareketlilik vardı. Parisliler, caddelerde dolaşan askeri araçları kaygıyla izliyordu. Birileri Fransa`yı hedefe oturtmuştu ama niye?

Fransa aradan geçen üç yıl içinde yaralarını sarmaya çalıştı. Ama olağanüstü hali de kaldıramadı.

Bir anlamda hep diken üstündeydi.

Tarih 9 Şubat 2018.

Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Tunus Cumhurbaşkanı Sibsi`nin, Fransa`nın birkaç hafta ya da en geç birkaç ay içinde Filistin`i tanıyacağı bilgisini getirdiğini açıkladı. Abbas, daha önce, Tunus Cumhurbaşkanı`ndan, Fransa ile görüşmesini ve Fransa`nın Filistin`i tanımaya ikna edilmesini rica etmişti. Anlaşılıyor ki, Sibsi, Fransa ile görüşmüş ve bu bilgiyi Mahmut Abbas`a getirmişti. Fransa Filistin`i tanıyacaktı. Ancak bu süreç birkaç haftayı da birkaç ayı da alabilirdi. Ayrıca Lüksemburg`dan da bir haber gelmişti. İngiltere ve Fransa`nın tanımasının ardından, Lüksemburg da Filistin`i tanımaya hazırdı.

Bu arada 21 aralık 2017`de Birleşmiş Milletler`de ABD`yi ve İsrail`i şoka uğratan Filistin ile ilgili kararı hatırlatmadan geçmek olmaz. ABD Başkanı Trump, ABD`nin büyükelçiliğini, Tel Aviv`den Kudüs`e taşıyarak, Kudüs`ün İsrail`in başkenti olduğunu kabul etmişti. Buna karşılık Türkiye`nin gayretleriyle ABD`nin bu tavrını kınayan bir karar tasarısı hazırlanarak BM Genel Kurulu`na sunuldu. Bu tarihi oylamada BM`de 128 ülke ABD ve İsrail`e karşı oy kullanarak tasarıyı kabul etti. ABD ve İsrail`in yanında sadece 9 sömürge ülkesi yer almıştı. 35 ülke ise çekimser oy kullandı. Söylemeye gerek yok ama Fransa, İngiltere, Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa ABD`nin Kudüs kararına karşı Türkiye ve Filistin`in yanında yer aldı.

Fransa`nın Filistin`i tanıması önemliydi. Belli ki Fransa`dan sonra başta İngiltere olmak üzere Filistin Devleti`ni tanımak için bir dizi ülke sıradaydı. Öyleyse Fransa hizaya getirilmeli, Parlamento`dan çıkan tasarıyı Fransa hükümeti raftan indirmemeliydi.

İşte Fransa`yı sarı yelekli “gezi” kalkışmasına getiren süreç böyle başladı.

Fransa`nın yapması gereken, Türkiye`deki “Gezi Kalkışma” sını başından sonuna kadar dikkatlice irdelemektir.

Türkiye`nin başına örülmeye çalışılan çorapla, Fransa`nınkine uydurulmaya çalışılan çorap aynı fabrikanın ürünüdür. Gerekçeler de, aktörler de aynıdır. Oyuncuların ve senaryonun farklı olması ise gayet doğal. Türkiye`de sahnelenen tiyatro ile Fransa`dakinin farklı olması, senaryonun aynı kalemden çıkmadığı anlamına gelmez.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, genç ama çok idealist bir siyasetçi.

Sarı Yelekli Gezi olayları başlamadan hemen önce, AB ordusu kurulması konusunda Trump ile girdiği polemik daha çok yeni. Macron, Avrupa`nın ve bölge ülkelerinin güvenliğinin sağlanması konusunda ABD`ye bağımlı kalınamayacağını açıklamış ve Trump`tan sert eleştiriler almıştı. Macron`un planlamalarında, Türkiye, Polonya, gibi sınır ülkelerin de AB ordusuna dahil edilerek güvenliklerinin sağlanması vardı. Bu proje iki uluslararası gücün, ABD`nin ve İsrail`in uykularını kaçırıyordu.

Amerika ve İsrail, ABD`nin Avrupa`nın büyük abisi rolünde ısrarcı. Ancak Avrupa, son yıllarda, özellikle Trump ile birlikte büyük abiye güvenilemeyeceğini anladı. Hele hele perde arkasındaki “Bİg Brother” İngiltere`nin de Avrupa`ya sırtını dönmesi ve birlikten ayrılması bu şüpheleri iyice gün yüzüne çıkardı.

Siyonistler, Protestan-Evangelist batı ile ilişkilerin devamından, Katolik Avrupa dünyasının ise hizaya getirilmesinden yana ölümüne çaba sarf ediyor.

Fransa üzerinden tüm Avrupa`ya mesajlar veriliyor. “İstersek, ülkenizi karıştırırız, başınızı tahmin edemeyeceğiniz kadar ağrıtırız” tehdidi, açık acık okunuyor.26.11.2018 18:05:03


SORUNLARLA BAŞA ÇIKMAK

Süleyman Beledioğlu

KUDÜS VE VATAN

Türker Akıncı
Feedback
Bu sayfa veya içerik ile ilgili bir sorun olduğunu mu düşünüyorsun?
Lütfen bir kaç saniyeni ayır ve aşağıdaki form ile bize bildir
Mail Adresiniz:
Resim Doğrulama Kodu Kodu Yenile
HABERDAR OLMAK İÇİN MAİL BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright BeyazGazete.Com ' Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Kaynakları beraberinde belirtilmiştir. Haberleri kopyalamayınız.
Ajanslar
yukarı