Tüm-İş Konfederasyonu Çalışma, Sosyal Hizmetler Ve Aile Bakanlığının Vardiya Sistemini Eleştirdi

Tüm-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Şahin, eski adı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olan Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığında uygulanmaya başlanan üçlü vardiya sistemini kadın çalışanların güvenliğini riske attığı gerekçesiyle eleştirdi.

Tüm-İş Konfederasyonu Çalışma, Sosyal Hizmetler Ve Aile Bakanlığının Vardiya Sistemini Eleştirdi


Konfederasyon Genel Merkezinde konuşan Tüm-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Şahin, son zamanlarda çeşitli illerin Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı personelinden, yeni uygulanmaya başlanan üçlü vardiya sistemiyle ilgili şikayetler aldıklarını belirtti.

Üçlü vardiya sistemine geçildikten sonra, kadın çalışanların geç vakitte işten çıkmak zorunda kaldıklarını, bu durumun güvenlik endişesine neden olduğunu kaydeden Şahin, “Aile Bakanlığına bağlı bazı il müdürlükleri bakanlıktan geldiğini iddia ettikleri bir yazı üzerine çalışma sistemini üç vardiya üzerine çevirmişler. Yazıda deniliyormuş ki devlet zarar ediyor. Çalışanlara ek mesai ödememek için bir tertip alın. Bazı il müdürleri de kolları sıvıyor ve hukukçuları ile birlikte oturup onlara danışarak birlikte bir karar veriyorlar. Bu verilen kararın sonucunda şöyle bir uygulama ortaya çıkıyor. Gecenin saat 23.30’un da bakıcı o kadınları sokağa bırakıyorlar. Bu bir tedbirmiş. Ek mesai ücreti vermemek için 200 TL’den kaçarak anneleri gecenin 23.30’un da sokağa bırakıyorlar. Memlekette erkek çocuklarına dahi o saatte güvenle sokağa bırakamazken başında Aile yazan bakanlığın il müdürleri kadınları tek başına sokağa bırakıyor” dedi.



Söz konusu vardiya sistemi devam edecekse bile, kadın çalışanlar için servis tahsis edilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, uygulamanın altında yatan temel nedenin, işçilere kadro verilmesinin hazmedilememesi olduğunu savundu. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bıraktın bari bir servis ver. Servis de veremiyor. O anneler kendi imkanları ile gidecekler. Bu durumu il müdürlerine şikayet ediyorlar. Biz iki otobüs ile evimize gelip gidiyoruz. O saatte çıkarsak biz nasıl evimize gidip geleceğiz diyorlar. Müdürlerin verdiği cevap ‘Beni ilgilendirmez. Evin uzaksa yakına taşın’ şeklinde. Bu kabul edilemez. Edepten, ahlaktan, vicdandan, aileden uzak bir cevaptır. Bu uygulamayı yapmayan bazı il müdürleri var. Onları burada tebrik ediyorum. Başta Antalya, Bursa, Nevşehir ve Ankara olmak üzere tebrik ediyorum. Meselenin aslında devletin zararı olmadığını da biliyoruz. Bir işçinin maliyeti ile bir memurun maliyeti bir midir? Memurun ki daha fazladır o zaman sende çözümü oradan başlatacaksın. Fakat meselenin aslı şudur, daha düne kadar taşeron işçi olarak çalışan bu kardeşlerimiz bugün kadroya geçtiler. Bazı idarecilerimiz nedense bunu sindiremediler. Ciddi bir sindirim sorunu yaşamaktadırlar. Sanki memurluk kendisine babadan kalmış bir mirasmış gibi davranıyorlar. Devlet sana o memurluğu vermiş ise bunlara da işçi olarak kadroyu verdi. Bunu neyini hazmedemiyorsun?” diye konuştu.



“Taşeron uygulamasını ‘Cumhurbaşkanına muhalefet’e çevirdiler”

Kamuda, taşeron uygulamasında bazı yöneticilerin haksızlık yaptığını dile getiren Şahin, durumu ‘Cumhurbaşkanına muhalefet’ olarak tanımladı. Tüm-İş Konfederasyonu olarak hakları gasp edilen işçileri savunmaya devam edeceklerini belirten Şahin, “Şimdi çalışma hayatında kanayan bir yara haline gelmiş olan ve kölelik sistemi olarak algılanan taşeron uygulaması kamu çalışanları platformunda ki kardeşlerimizin mücadelesi ile 2 Nisan 2018 tarihinde bitti. Kadroya geçiş ve bazı sorunları da beraberinde getirdi. Mesela bazı belediye çalışanları kadroya geçtikleri için pişmandır. Çünkü önceki haklarını kaybettiler. Sayın Cumhurbaşkanımızın ısrarla 4 Aralık’ta ki haklarıyla geçecekler demesine rağmen o haklarını tırpanlayan ve gasp eden ve tekrar işe başlıyormuş gibi, asgari ücretle işe başlattırılan belediye çalışanları kardeşlerimiz hakları yendi. Bunu belediyeye kar ettirmiş gibi pişkin pişkin, sırıta sırıta gösteren yalaka idarecilerimizin yaptıkları bu iş aslında Cumhurbaşkanın sözünü havada bırakmaktadır. Cumhurbaşkanına bu bir muhalefettir. Cumhurbaşkanı diyor ki taşerona verdiğimiz farkı işçiye de vererek işçinin yaşam koşullarını daha kaliteli bir hale getireceğiz. Bırakın taşeronun işçi farkını vermeyi işçinin mevcut maaşını bile tırpanladılar. Kadroya geçemeyen bu kardeşlerimiz, ihale şartlarında ki farklılıklardan dolayı, başta yemekhane personelleri, araç şoförleri, bilgi işlemde çalışan kardeşlerimiz gibi çalışanlarımız maalesef ki kadroya giremediler. TÜM İŞ Konfederasyonu olarak bu adaletsizliği ortadan kaldırmak ve sosyal haklardaki farklılıkları da gidermek adına şuanda kadroya geçen işçi kardeşlerimizin 2019 yılında yapılacak olan Kamu Toplu İş Sözleşmesine dahil edilmesi için elimizden ne geliyorsa yapacağını herkesin bilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak: İHA