Padişahların Sanatı Geleceğe Aktarılıyor

Osmanlı'da Fatih Sultan Mehmet ve 2. Abdüllhamid başta olmak üzere birçok padişahın uğraş verdiği 'sedef kakma' sanatını öğrenen Giresun Üniversitesindeki araştırma görevlileri, bu el sanatını gelecekte öğrencilerine de öğretecek Ahşap kakma sanatçısı Uzun: 'Ne güzel ki bu sanat üniversiteden Türkiye'nin dört bir tarafına yayılacak ve Türkİslam sanatı zenginliklerimiz yüzyıllar sonrasına kadar aktarılabilecek' Giresun Üniversitesi araştırma görevlisi Narmanlı: 'Belli bir olgunluğa ulaşılınca bu sanatı gelecek nesillere aktarmak istiyorum'

GÜLTEKİN YETGİN - Osmanlı'da Fatih Sultan Mehmet ve 2. Abdüllhamid başta olmak üzere birçok padişahın uğraş verdiği "sedef kakma" sanatını öğrenen Giresun Üniversitesindeki araştırma görevlileri, bu el sanatını gelecekte öğrencilerine de öğretmeyi planlıyor.

Üniversitedeki araştırma görevlilerinin talebi üzerine Giresunlu ahşap kakma sanatçısı Filiz Uzun'un girişimleriyle Halk Eğitim Merkezi bünyesinde kurs açıldı. Kursa katılan 13 akademik personel, yaklaşık 16 yıldır yaptığı eserler ve açtığı sergilerle ahşap kakma sanatını yaşatmaya çalışan Uzun'dan bu sanatı öğrenmeye başladı.

Araştırma görevlileri, ahşap kakma sanatında belirli bir seviyeye geldiklerinde bilgilerini öğrencilerine de aktarmayı amaçlıyor.

Filiz Uzun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ahşap kakma sanatının, iki ayrı kaplamanın, iki ayrı ağacın farklı geometrik şekillere göre kesilip birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan bir sanat olduğunu söyledi.

Osmanlı döneminde ahşap kakma sanatıyla ilgili çok ciddi eserler verildiğini belirten Uzun, o dönemin kalıntıları olarak bugüne kalan birçok eser de bulunduğunu aktardı.

Uzun, 16 yıldır bu sanatla ilgilendiğini ifade ederek, "Bu sürede Türkiye'nin birçok bölgesinde, birçok sergi açarak bu sanatı yaşatma adına girişimlerim oldu. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş fakat kültürel bir tarihe sahip olan ahşap kakma sanatını yaşatmaya çalışıyorum." dedi.

- "Türkiye'nin dört bir tarafına bu sanat yayılacak"

Giresun Üniversitesindeki araştırma görevlilerinin talebi üzerine Halk Eğitim Merkezi bünyesinde kurs açtıklarını dile getiren Uzun, şöyle devam etti:

"Sanatın tarihinden haberdar ve bilinçli kişiler olmalarından dolayı sanatı gelecek nesillere aktaracak hocalarımıza eğitim veriyoruz. Ne güzel ki bu sanat üniversiteden Türkiye'nin dört bir tarafına yayılacak ve Türk-İslam sanatı zenginliklerimiz yüzyıllar sonrasına kadar aktarılabilecek."

Filiz Uzun, el işçiliği ve ham maddesinin ağaç olmasının sanatı değerli kılan etkenler olduğuna işaret ederek, "Meşe, kayın, gürgen, çam, akça ağaç gibi ağaçlar ön plana çıkıyor. Hattatlarımızın önemli çalışmaları veya uygulayan kişilerin kendi yorumlarıyla ortaya çıkardıkları çalışmaları birleştiriyoruz." diye konuştu.

Üniversitedeki öğrencilerin de merak ederek araştırma görevlilerinin çalışmalarını yakından takip ettiğini aktaran Uzun, ilerleyen zamanlarda öğrenciler tarafından kursa katılım olacağını kaydetti.

-"Bu sanatı gelecek nesillere aktarmak istiyorum"

Giresun Üniversitesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Faruk Narmanlı ise geleneksel sanatların, modern hız çağında insanları yavaşlatan bir özelliğe sahip olduğunu söyledi.

Bu sanatın dışında hüsn-ü hat ve çini ile de bir süre uğraş verdiğini dile getiren Narmanlı, "Ahşap kakmayı tercih etmemizin sebeplerinden birisi de ahşap doğallığı temsil ediyor. Uğraşırken bunu elinize aldığınız zaman bunun insana kattığı bir hissiyat var." ifadesini kullandı.

Narmanlı, ahşap kakma sanatında elde olan malzeme çeşitleri üzerinden bir kombinasyon yapıldığına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu da ahşabın kendine has doğasından bu sanata yansıyanlar olarak gözümüze çarpıyor. Derslerde bunun tarihini anlatıyoruz ama bu sanatlardan herhangi birini ya da birkaçını icra edebiliyor olmak bunları anlatırken o heyecanla, icra ediyor gibi ders anlatmayı mümkün kılıyor. Elbetteki belli bir olgunluğa ulaşılınca bu sanatı gelecek nesillere aktarmak istiyorum."

Giresun Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü araştırma görevlisi Hüseyin Algur ise tarihten gelen bir geleneği yaşatma noktasında faydalı olacağını düşünmenin kendisini mutlu ettiğini belirtti.

Algur, sanatsal faaliyetlerle uğraşmanın insanı zinde tutan bir durum olduğunu ifade ederek, "Bu yönde kabiliyeti, isteği olduğunu düşündüğüm arkadaşlara kesinlikle bu sanatı önerebilirim. İyi bir şekilde öğrenmek, arkasından da öğrendiğinizin zekatını verme bağlamında başkalarına öğretmek ön plana çıkacak. Ben de bu sanatı geleceğe aktarmak istiyorum.” şeklinde konuştu.

- 2. Abdülhamid'in ahşap kakma ile yaptığı dünyaca ünlü masası

Giresun Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gazanfer İltar ise ahşap kakma sanatıyla ilgili şu bilgileri verdi:

"2. Abdülhamid'in ahşap sanatıyla ilgili hüneri dünyaca meşhur. Yıldız Sarayı'na geçtikten sonra 2. Abdülhamid 'Tamirhane-i Hümayun' adı altında bir atölye kurdurdu. Bugün Beylerbeyi Sarayı'nın 28'inci odasında bulunan çalışma masası dünya çapında namlı bir masadır. Ahşap kakma sanatıyla üretilen bu masada inci, mercan ve sedef kakma ürünleri söz konusudur."

İltar, Fatih Sultan Mehmet'in de ahşap sanatıyla uğraştığının bilindiğini belirterek, "Kendisi çok güzel kılıç kınları ve hançerler yapmakta, bunların saplarını inci, mercan ve sedef gibi kakmalarla süslemektedir. Kaşıkların üzerinde yapmış olduğu inci, mercan ve sedef kaplamaları takdire şayandır." dedi.
Kaynak: AA