CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Açıklaması (1)

'(Yarın başlatacağı yürüyüş) İstanbul Maltepe Cezaevine yürüyeceğiz, kaç gün sürerse' 'Ben yürüyeceğim. Arkamdan bir kişi gelir, 5 kişi gelir, 10 bin kişi gelir bu ayrı bir şey. Ama ben bu ülkede adalet sağlanıncaya kadar yürüyeceğim. Bunu yapmak zorundayız. Artık bıçak kemiğe dayandı' 'Bütün CHP örgütlerine söylüyorum, asla ve asla bu süreçte provokasyonlara gelmeyin. Provoke edebilirler, asla bunlara girmeyin. Güvenlik güçleriyle sakın bir çatışmaya girmeyin, özel bir çatışma sakın olmasın. Ama biz haklılığımızı bütün dünyaya duyurmak zorundayız. Türkiye'de adaletin kalmadığını bütün dünyaya duyurmak zorundayız. Bunun yolu sakin olmakta, gerekirse yürümekte'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun MİT tırlarının durdurulması olayına ilişkin hapis cezasına çarptırılması ve tutuklanmasıyla ilgili yarın Güvenpark'tan yürüyüş başlatacağını belirterek, 'İstanbul Maltepe Cezaevine yürüyeceğiz, kaç gün sürerse.' dedi.

Kılıçdaroğlu, CNN Türk'te katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, açıklamalarda bulundu.

'CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklanıp 25 yıla mahkum edildiğini duyduğunuzda ne yaptınız? Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna Kılıçdaroğlu, 'Önce inanamadım, arkadaşlara 'Gerçekten mi?' diye sordum. Gerçekten böyle bir kararın çıktığını söylediler. Hemen İstanbul'daki arkadaşlarla görüştük, onlar da haberi doğruladılar. Sonra ajanslara düştü.' yanıtını verdi.

Kararın ardından Berberoğlu ile görüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, 'Morali iyi. Çünkü haksızlığa uğradığını, suçlu olmadığını o da biliyor. Dolayısıyla suçlunun ezikliği içinde değil, tam tersine hakkı yenen, rahat konuşan bir kişi, bir ses. Yaptığımız konuşmada verdiği mesaj da öyleydi, moralinin yerinde olduğunu söylüyordu.' dedi.

'Berberoğlu'na siz ne dediniz?' sorusunu Kılıçdaroğlu, şöyle yanıtladı:

'Şunu söyledim, 'Moralini iyi tut, senin hiçbir suçun, kabahatin yok. Senin ülke sevginden hiç kimsenin kuşkusu yok'. Moralini iyi tutmasını istedim. 'Moralim gayet iyi, ben haklıyım, herhangi bir haksızlık yapmadım, bir yanlışım da yok.' diye söyledi. Sonuç şu; Enis Berberoğlu bırakın bir milletvekili olmayı, Türkiye'nin en önemli gazetelerinde çalışmış, genel yayın yönetmenliği yapmış, haberi ve haberin ne olduğunu iyi bilen, değerlendiren, toplumun nabzını tutan bir kişi. Şimdi bu kişiyi elde hiçbir kanıt olmadan, 'HTS kayıtlarında neden şunlarla konuştun?' diye... İyi de ne konuştuğunu nereden biliyorsunuz? Diğer gazetecilerle konuşmuş. Kaldı ki kendisi gazeteci zaten. Bir gazetecinin yakın arkadaşı olan gazetecilerle bir araya gelmesi, konuşması hayatın olağan akışı içinde gayet doğaldır.'

Berberoğlu'na önce müebbet, iyi halden dolayı da 25 yıl hapis cezası verildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, 'İnsafın kaldıracağı şey değildir. Adalet çökmüştür. Devleti devlet yapan adalettir. Eğer bir ülkede adalet çökmüşse, orada devlet de çöker. Bizim endişemiz emin olun Enis Berberoğlu'ndan kaynaklanmıyor. Bizim endişemiz, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinden kaynaklanıyor. Çöken, çürüyen bir devleti adım adım görüyoruz. Liyakat, uzmanlık, adalet, hukuk, hukukun üstünlüğü yok. Neler var? İşkence, adaletsizlik var.' diye konuştu.

- 'Bir kova benzinle gittiler'

'Hakim olarak atanan kişi, hukukun üstünlüğüne göre karar değil de gözünü dikip saraydan gelecek telkine göre karar verirse, orada adalet olur mu? Ben merak ediyorum, bu hakim yarın çocuklarına, torunlarına nasıl hesap verecek?' diye soran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

'Sayın Erdoğan daha önce açıklamıştı, 'Onların yanına bırakmayacağım, intikamını alacağım.' diye. Kim olduğuna bakmaksızın, 'Haber gazetede neden yayımlandı?' bunun intikamını almak istiyor. Sorun haberi yayımlamak değildir. Haberi yayımlamak suç değildir. Suç olan nedir? Suç şudur; eğer siz yasa dışı bir örgüte kaçak silah gönderirseniz, suç işlemiş olursunuz. Suç işlemiyorsanız neden korkacaksınız? Açıkça suç işlendi. 'Efendim onlar Bayır-Bucak Türkmenlerine gidecekti.' diye bir açıklama yaptı Sayın Erdoğan. Sayın Türkeş de kalktı televizyonda 'Vallahi de billahi de o silahlar Bayır-Bucak Türkmenlerine gitmiyordu.' diyordu. Evet, hepimiz biliyorduk nereye gittiğini.'

Birilerinden, 'Neden benim pozisyonumu dünyaya ilan ediyorsunuz?' diye intikam alınmak istendiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, 'Neden korkuyor biliyor musunuz? Uluslararası mahkemelerde yargılanır korkusu var. Er geç yargılanacaktır. Çünkü yaptığı uluslararası bir suçtur. Silahı kime gönderiyorsunuz? Müslüman Müslümanı kırsın, öldürsün diye ellerine silah veriyorsunuz.' dedi.

Kılıçdaroğlu, 4 milyon Suriyeli'nin Türkiye'de bulunduğuna dikkati çekerek, 'Kim yaptı bunları? Sen silah göndermeseydin olur muydu? Komşuda yangın çıktığı zaman, en azından hiçbir şey yapmazsak bir kova suyla gideriz yangını söndürmeye. Bunlar ne yaptılar? Bir kova suyla değil, bir kova benzinle gittiler yangını büyütmeye. Bugünkü tablonun sorumluları şimdi suçsuz insanları yargılayıp, mahkum etmek istiyorlar.' değerlendirmesinde bulundu.

- 'Haber yapan adamı suçlayamazsınız'

'İnsani yardım malzemesiyse neden korkuyorlar? İnsani yardım malzemesi gizli olmaz ki, devlet sırrı olmaz ki.' diyen Kılıçdaroğlu, CHP'nin Kuzey Irak'taki Türkmenlere defalarca yardım götürdüğünü, hiçbir zaman da gizlemediklerini anlattı.

'MİT tırlarıyla ilgili 'Bu yardımı gönderenler yargılanacak.' dediniz. 'CHP, Türkiye'nin seçilmiş hükümetinin yargılanması için bir söylem mi geliştiriyor?' eleştirileri var. Bunu açıklar mısınız?' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, devleti yönetenlerin suç işlediğinde yargılanabileceğine işaret etti.

Devleti yönetenlerin adil, dürüst, namuslu olması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, '(Ben devleti yönetiyorum, her şeyi yaparım ama beni kimse yargılamasın, Türkiye'ye zarar verir.) Asıl yargılanmaması Türkiye'ye zarar verir. Gidecek, diyecek ki 'Hayır, bunların hiçbirisi doğru değildir.' Yarın olursa ne olacak peki bu? Pek çok kişi yargılandı uluslararası mahkemelerde savaş suçu işlediği için.' dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin herkesin hukuk içinde kalarak görevini yapmasını istediğini dile getirerek, kimsenin 'hukuku takmam' diye bir şey söyleyemeyeceğini vurguladı. Her devletin sırrının olduğunu, bunların açığa çıkmasının doğru olmayacağını belirterek, 'Açığa çıkaran gazeteciyi suçlayamazsınız. Gazetecinin ne günahı var? Ortaya çıkaran, oraya giden savcı yok muydu? MİT tırlarına savcı, jandarma gitti. Çıkardılar mı ortaya? Çıkardılar. Kim yargılanacak? Eğer devletin sırrını açığa çıkaran bir kamu görevlisiyse onu yakalarsınız ama onu haber yapan adamı suçlayamazsınız.' diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, toplumun, Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarına aykırı bir olayı haber yapmanın yurtseverlik olduğunu söyledi.

- 'Ortada hükümet yok'

Türkiye Cumhuriyeti'nin 'muz cumhuriyetine' döndürülemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, hukuka ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalınması gerektiğini vurguladı.

'Berberoğlu hem milletvekili hem de bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini yapmış, uluslararası tanınırlığı olan bir kişi. Berberoğlu'nun böyle bir ağır cezaya çarptırılması hükümet açısından da sıkıntı doğuracak durumu ortaya koymaz mı?' sorusuna Kılıçdaroğlu, 'Allah aşkına hükümet mi var? Kim başbakan? Kim dışişleri, kim maliye, kim tarım, kim sanayi, kim kültür bakanı? Nerede hükümet? Bir kişi var. Niye birbirimizi kandırıyoruz? Tamam usule uygun bir hükümet var, usule uygun bakanlar da var doğru. Hangi bakan, hangi yetkisini kullanabilir bir kişiden izin almadan? Hangi bakan gidip de o bir kişiye 'Efendim bu yanlıştır.' diyebilir? Döverler, dışarı atarlar.' yanıtını verdi.

Medyanın 'dayak yiyen bakanları' yazdığını ileri süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Ortada hükümet yok. Bizim bütün arzumuz Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası. Adaletin olmadığı yerde devlet olur mu? Devlet yok ortada. Hangi devletten söz ediyoruz? Adil bir devlet, yargı mı var? Liyakat esası üzerine saygınlığı olan bir devlet mi var karşımızda? Hiçbirisi yok. Bir kişi emrediyor ki o hiçbir hukuk kuralını tanımaz, çünkü ona göre hukuk diye bir şey yoktur. Kendi söylediği her söz hukuktur ve kendisinin söylediği her şey koşulsuz ve tartışılmadan ilgili bakan ve bürokrasi tarafından yerine getirilir, mahkemeler de dahil. Usulen bakanlar var. Elli sefer 'Rakka'ya gideceğiz' diye demeç vereceksiniz, Dışişleri Bakanı hep susacak sabırla. Sonra hiç gitmeyeceksiniz, oraya PYD ile gidildiği zaman da dönüp Amerika'ya diyeceksiniz ki 'Yapmasaydınız çok iyi olurdu falan filan, hadi yolunuz açık olsun'. Bu Türkiye'nin itibarını yerle bir eder.'

Kılıçdaroğlu, Berberoğlu hakkında savcının tutuklama istememesine rağmen, hakimin talimat alıp göze girmek için 25 yıl hapis cezası verdiğini savundu.

- 'Adaleti yok ettiler'

Sadece Berberoğlu'nun değil, 3 günlük askerin de 'Darbe yaptı' diye tutuklu bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Sıradan, eline silah almamış üç günlük asker eğer bu ülkede darbe girişiminde bulunuyorsa, atın gitsin bu ülkeyi.' diye konuştu.

'Yarın İstanbul'a başlatacağı yürüyüşün' sorulduğu Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

'Hani derler ya 'sabır, sabır, sabır, sabır...' Artık sabredecek bir şey kalmadı. Türkiye elden gidiyor, demokrasi elden gidiyor. Devletin çivisi çıkmış. Yapacağımız şey nedir? Yapacağımız şey, toplumu uyandırmak, bilgilendirmek, haksızlığın üzerine gitmektir. Bunu nasıl yapacaksınız? Direnerek yapacaksınız. Direnmek nedir? İlla cam çerçeve kırmak, eline silah alıp şunu, bunu yapmak değil. Ben bütün CHP örgütlerine söylüyorum, asla ve asla bu süreçte provokasyonlara gelmeyin. Provoke edebilirler, asla bunlara girmeyin. Güvenlik güçleriyle sakın bir çatışmaya girmeyin, özel bir çatışma sakın olmasın. Ama biz haklılığımızı bütün dünyaya duyurmak zorundayız. Türkiye'de adaletin kalmadığını bütün dünyaya duyurmak zorundayız. Bunun yolu sakin olmakta, gerekirse yürümekte. Ben yürüyeceğim yarın. Elimde sadece tek afiş olacak, üzerinde 'adalet' yazacak. Adaletten daha değerli bir şey yoktur.'

Adaletin, bütün inançların ve dinlerin ortak temeli olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 'Bunlar adaleti yok ettiler, adalet kalmadı. Güçlü olanlar, her türlü barajı aşıyorlar. Kayınpederi olan damatlar da her türlü barajı aşıyorlar. Ya garibanlar, ya onların sesi kim olacak? Onların hakkını kim savunacak? Benim görevim bu.' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, adaletsizlikle karşı karşıya kalanların sesini bütün uygar dünyaya duyurma hakkının olduğunu belirterek, 'Ben bunu yapacağım. Ben yürüyeceğim. Arkamdan bir kişi gelir, 5 kişi gelir, 10 bin kişi gelir bu ayrı bir şey. Ama ben, bu ülkede adalet sağlanıncaya kadar yürüyeceğim. Bunu yapmak zorundayız. Artık bıçak kemiğe dayandı. Böyle bir adalet mi olur? Bunu ilk tepkiyi aslında normalde yargının vermesi lazım ama korku dağları bekliyor. Yargıç ne kadar ağır ceza verirse, sarayın gözüne o kadar fazla gireceğini düşünüyor.' diye konuştu. Kılıçdaroğlu, 'belli bir yargı camiasında vicdan ve ahlakın olmadığını' ileri sürdü.

- 'Kaçma şüphesi mi var?'

Hakimlerin hukuka ve hukukun üstünlüğüne inanması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, yargılama süreçlerinde insanların mağdur edilmemesinin önemine işaret etti.

'Enis Berberoğlu'nun kaçma şüphesi mi var? Niye olsun, niye kaçsın? Milletvekili. Dava açılalı kaç ay oldu? Saatinde, gününde mahkemeye gitti.' diyen Kılıçdaroğlu, Adil Öksüz'ün ve kayınpederleri güçlü olanların serbest bırakıldığını söyledi. Kılıçdaroğlu, 'Sonra dönüp diyorlar ki 'Bize güvenin'. Ben bu hakimin, 'h' harfine bile güvenmiyorum. Hakim değil çünkü. Bunlara yargının köleleri denir. Köle, amirin verdiği kuralları yerine getirir. Eğer bir kişi yargıç değil, köleliğe soyunmuşsa, o koltukta oturamaz, o cübbeyi de giyemez.' dedi.

Kılıçdaroğlu, kendi iradesini, aklını ve hukuk bilgisini bir kişiye teslim etmemiş bir kişinin önüne bu dosya giderse, aynı gün Berberoğlu'nun hem beraatine hem tahliyesine karar vereceğini söyledi.

Kararlılık ve inançla yarın yürüyüşe başlayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Yürümek zorundayım, bu benim görevim. Kimse gelmese de tek başıma yürüyeceğim.' diye konuştu.

- 'Kaç gün sürerse'

Kılıçdaroğlu, yürüyüşünün haksızlığa uğrayan, adalet isteyen herkesi kapsayacağını belirterek, Türkiye'nin bir anlamda polis devleti olduğunu, iki sahte imzayla insanların ölüme mahkum edildiğini öne sürdü. 'Hangi vicdan, hangi ahlak, hangi adalet?' diye soran Kılıçdaroğlu, tüm adaletsizliklere karşı yürüyeceğini vurguladı. Yürüyüşünün nereye kadar süreceği sorusuna ise Kılıçdaroğlu, 'İstanbul Maltepe Cezaevine yürüyeceğiz, kaç gün sürerse, bilmiyorum tabii' yanıtını verdi.

'Hiç ara vermeden yürüyecek misiniz?' sorusuna 'Evet' karşılığını veren Kılıçdaroğlu, 'Orada bitmeyecek tabii. Bu ülkede adalet tesis edilinceye kadar biz mücadelemizi sürdüreceğiz' dedi. Halktan katılım bekleyip beklemediği sorulan Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

'Herkese açık, arzu eden herkes gelebilir ama gelenler asla provokasyonlara teslim olmayacaklar. Yürüyeceğiz, adalet için yürüyeceğiz, bu ülkenin fakiri fukarası, garibanı için yürüyeceğiz biz. Sırtı kalınlar için yürümüyoruz, onların haklarını aramıyoruz biz. Onların haklarını aramak bize düşmez zaten. Onlar her türlü engeli aşıyorlar. Onlar için mahkeme, hakim, savcı, hapishaneler yok. Onlar istedikleri suçu işlesinler, onlar dışarıdadırlar zaten. Onların dayıları var. Biz garibanlar için yürüyoruz.'

- 'Provoke edeceklerdir'

Güvenlik nedeniyle yarın başlatacağı yürüyüşe izin verilmemesi durumunda ne yapacağı sorulan Kılıçdaroğlu, 'Yürümeye nasıl izin vermeyecekler, hangi gerekçeyle?' diye sordu. Yürüyüşünün OHAL kapsamında yasaklanması durumunda ne yapacağı sorulan Kılıçdaroğlu, 'Yasaklasınlar. Bütün dünya daha iyi görür, rezaleti görür' ifadesini kullandı.

Eyleminin dünyada ses getirip getirmeyeceği sorusu üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, 'Niçin ses getirmesin? Eğer bir ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı yürüyorsa bu haberdir dünyanın her tarafında. Türkiye'de olmayabilir. Türkiye'de bununla ilgili olumsuz haberleri çıkarmaya çalışacaklardır, provoke edeceklerdir pek çok şey. Biz bunların hepsinin farkındayız ama önemli olan ne benim haklılığım. Ben haklıysam önümde hiçbir engel yoktur. Ben haklıyım.' ifadelerini kullandı.

(Sürecek)
Kaynak: AA