Bitlis'te 'Tecrübe Konuşuyor, İçimizdeki Kahramanlar' Projesi

Gençlik ve Spor Bakanlığının "Tecrübe Konuşuyor, İçimizdeki Kahramanlar” projesi kapsamında, Fetullahçı terör örgütünün (FETÖ) darbe girişiminin bertaraf edilmesinde büyük katkı sağlayan gaziler, yaşadıklarını Bitlis’te anlattılar.

Bitlis'te 'Tecrübe Konuşuyor, İçimizdeki Kahramanlar' Projesi
Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) konferans salonunda dizi ve sinema oyuncusu İsmail Hakkı Ürün’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

Kur’an-ı Kerim tilavetinin okunmasıyla devam eden programda, Veysel Çelikdemir tarafından "15 Temmuz" temalı kum sanatı gösterisi ve 15 Temmuz gecesi kameralara yansıyan görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı. Yapılan sunumun ardından 15 Temmuz gazilerinden Mesut Yeşilyurt, Muhammed Enes Karagöz ve Mehmet Şükrü Kıntaş, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını Bitlisli vatandaşlarla paylaştı.

Programın açılışında konuşan İsmail Hakkı Ürün, 15 Temmuz’da bir haçlı seferi yaşandığına dikkat çekerek, “Haçlılar karanlık zihinleriyle, karanlık odalarda bir plan kurarak bunu de ülkemizde gerçekleştirmeye çalıştılar. Ne var ki, hamdolsun muvaffak olamadılar. Bu millete çarptılar. Aynı dağa çarpan, kayaya çarpan su gibi paramparça olup geri teptiler ve bu tarihe altın harflerle yazılan milli bir zafer oldu elhamdülillah” dedi.

Darbe girişimi sırasında İstanbul’da sokağa çıkarak darbeye karşı mücadele eden gazi Mehmet Şükrü Kıntaş ise, “Darbe haberini aldığımda arabayla oturduğum semte doğru gidiyordum. Kardeşim beni arayıp bu o haberi verdiğinde, beynimden vurulmuşa döndüm. Aklıma hemen babamın 80 darbesinde yaşadıkları geldi, bize anlattıkları geldi. Babam o darbede dışarıda yakalandığı için 40 gün boyunca hapis yatmış ve işkence görmüştü. Onun için dedim bizde bu zamanda o zilleti yaşayacağız. Ben bunları düşündükçe çıldırdım, arabada kendimi yiyip bitirdim. Hemen bu darbeye karşı ne yapabilirim diye düşünüp, tanıdığım herkesi aradım. Darbeden haberdar edip hepsine öncülük ederek bir yere topladım. Biz o gece öyle bir birliktik ki; kol kola girmiş, pazılarımızı şişirmişiz, tekbirler getiriyoruz. Yani o an değil tank, ne olursa bize etki edemezdi. Çünkü o gece sinelerimiz toplu atıyordu. Alevi, Sünni, Türk, Laz, Çerkez diye bir şey yoktu, o gece hepimiz birdik. Hepimizin kalbi sadece vatan, vatan, vatan diye atıyordu. Bu yüzdendir ki tankları, tüfekleri ve F16’ları bize işlemedi. Biz o gece birlik olduğumuz için bunu başardığımıza inanıyorum. Allah bu birlikteliğimizi de kıyamete kadar bozmasın inşallah” diye konuştu.

Darbe girişimine karşı Ankara’da sokağa çıkarak gazi olan Muhammed Enes Karagöz de, neden darbeye kalkıştıkları sorusunu yönelttiği bir askerin kendisine yumruk attığını anlatarak, “O asker bana o yumruğu attıktan sonra benim için her şey bitti. Babamı darp ettiler, beni darp ettiler. Bir şey diyemiyorum, ama canım çok yandı. Başka bir ülkenin askeri yapsa zorumuza gitmezdi. Ama bizim askerimiz bunu yapınca farklı bir şey, baya bir üzüldük. Ben normalde bir iğneden bile korkan biriydim, ama o gece her şey çok farklıydı. Etrafımızda o kadar insanın şehit olmasına rağmen içimizde zerre kadar bir korku olmadı. Külliyenin yanında polislerin üzerine füze atılmasına şahit olduk. O polislerin silahları bile yandı. Biz bir yana kaçarken, bir tane daha, sonra bir tane daha füze atıldı. O an ben şoka girdim. Babam beni oradan aldı. O külliyenin önünde bacağı kopanlar ve paramparça olan insanlar vardı. Benimde koluma şarapnel parçası isabet etmişti. Hastane gittiğimde film çekip şarapneli çıkardılar. Birazda karaciğerim zarar görmüş ondan dolayı. Şu an Allah’a şükür iyiyiz. Ben şu an şehit çocuklarıyla vakit geçiriyorum. Onlar bana ilaç gibi geliyor. Psikologa falan hiç gerek kalmıyor. Zaten şehit çocukları bana psikolog ve ilaç oluyor” şeklinde konuştu.

Darbe girişimine karşı Ankara’da direnirken gazi olan Mesut Yeşilyurt ise, babasının yıllarca Adnan Menderes’in idam edilirken hiçbir şey yapamamanın üzüntü ve ezikliğini yaşadığını anlattı. Kendisinin de babası gibi üzülmemek ve ezik hissetmemek için sokağa çıktığını ifade eden Yeşilyurt, “Dedim ki bu milletin hür iradesiyle seçmiş olduğu Cumhurbaşkanını birilerinin alaşağı etmesine eğer ben göz yumarsam; benim şerefim, onurum ve haysiyetim zedelenmiş olur. Kesinlikle ve kesinlikle buna razı olmazdım. Çünkü babamın gözündeki o çaresizlik ve ezilmişliği hiçbir zaman unutmamıştım. O gece hemen alelacele yatsı namazını kılarak sokağa çıktım. Büyük oğlum 18 yaşındaydı. Bana ‘baba gitme, seni vururlar’ dedi.

Dedim ki, oğlum vatansız kalmaktansa, haysiyetsiz ve şerefsiz kalmaktansa vurulur ölürüm. Bunları görmem daha iyi dedim” ifadelerini kullandı.

Düzenlenen program, 15 Temmuz ile ilgili kısa konser ve 15 Temmuz gazilerinden Mesut Yeşilyurt, Muhammed Enes Karagöz ve Mehmet Şükrü Kıntaş’a plaket ve hediye takdiminde bulunulmasıyla sona erdi.

Programa kamu kurum amirleri, davetliler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Kaynak: İHA