Başbakan Yardımcısı Ve Hükümet Sözcüsü Bozdağ Açıklaması (2)

'(Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin görevden uzaklaştırılmasına karşı söylemler) Bu, 'misilleme, susturma, fatura kesme' gibi cümleler esasında yürüyen bu soruşturmayı itibarsızlaştırmak için kullanılan argümanlardan başka bir şey değil' 'Bu soruşturmayı yapan savcıları, karar vereci olan kişileri itibar cellatlığıyla suçlamak ve bunu farklı bir noktaya getirmek Sayın Kılıçdaroğlu'nun tutarsızlığını ispat etmekten başka bir şey değidir' '(ABD'deki Hakan Atilla davası) FETÖ, 17 Aralık'ın taşeronudur. Belli ki bu taşeronluk görevini verenler şimdi taşeronun başaramadığını, taşeronun da desteğiyle New York'ta başarmaya çalışıyorlar. Bu, Türkiye'ye karşı bir komplodur' 'Çok net söylüyoruz, kim hangi hesabı yaparsa yapsın ne düşünürse düşünsün, Türkiye'nin ekonomisinin ayarlarını bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir'

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin görevden uzaklaştırılmasına karşı söylemlere ilişkin, "Bu, 'misilleme, susturma, fatura kesme' gibi cümleler esasında yürüyen bu soruşturmayı itibarsızlaştırmak için kullanılan argümanlardan başka bir şey değil." dedi.

Bozdağ, Kanal 7'deki "Başkent Kulisi" programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

New York'ta tutuklu bulunan eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın yargılandığı davada, Türkiye aleyhine ceza çıkması durumunda bunun ödenip ödenmeyeceğine yönelik soruya Bozdağ, "Burada bir operasyon var ve devam ediyor. Türkiye'ye karşı bir komplo var, devam ediyor." karşılığını verdi.

Geçmişte başka ülkelerdeki bazı şirketlere, bankalara dönük kesilen cezaları anımsatan Bozdağ, şunları söyledi:

"Onların hiçbirisinde bir ceza davası yok ama dikkat ederseniz Türkiye ile ilgili konuda bir ceza davası var. Çünkü burada sadece ekonomik bir değerlendirme hedefi yok. Onun siyasal bir hedefi de var, o da FETÖ-ABD iş birliğiyle. Bu, bir şeyi daha gösteriyor 17 Aralık'ın içinde FBI'nın da FETÖ'nün de olduğunu gösteren bir iş birliği ve dayanışmayı gösteren şeyi var. Onlarda bu kağıt parçalarının aslı yok. Bunu kim götürüyor? FETÖ'cüler götürüyor. Kendi uydurdukları kağıt parçalarının bir kısmını alıp götürüyor. 'Doğruluğunu nereden teyit ettiniz?' diyor. 'İstanbul'daki FBI ajanından teyit ettik.' diyor. Peki FBI ajanı bunların doğruluğunu neye göre bilir? Ya elinde bunların asılları olacak ya da bu işin ta başından içinde olacak, orada bir şekilde bunlara dahil bir şeyi olacak. Bu bile bir şeyin itirafı gibi.

Ta başından beri 17 Aralık sürecinin içinde ABD'den bazı çevrelerin olduğunu çok net bir şekilde ortaya koyan bu dava, somut bir delildir. FETÖ 17 Aralık'ın taşeronudur. Belli ki bu taşeronluk görevini verenler şimdi taşeronun başaramadığını, taşeronun da desteğiyle New York'ta başarmaya çalışıyorlar. Bu, Türkiye'ye karşı bir komplodur. Türkiye'nin Rıza Zarrab konusundaki hassasiyetinin altında da Rıza Zarrab'ı korumaktan ziyade Türkiye'ye karşı yürütülen bu komplo nedeniyle Türkiye'nin ve Türk milletinin hukukunu koruma hassasiyeti yatmakta."

Bununla ilgili bazı çevrelerin hükümeti yıpratmaya çalıştığına dikkati çeken Bozdağ, "Bizim işimiz Türkiye'nin ve Türk milletinin hukukunu korumaktır. Bir kişi üzerinden Türkiye'ye ve Türk milletine karşı bir komplo yürütülüyorsa, bu komployu yürütme konusunda bizim elde ettiğimiz bir takım veriler varsa o komployu boşa çıkarmak için." ifadesini kullandı.

- "Kılıçdaroğlu o davanın siyasal müdafiliğini yapıyor"

Bozdağ, bu konuya yakından takip ettiğini belirterek, "Bunun nedeni Türkiye'ye karşı kurulan bu komployu boşa çıkarmaktır." dedi. ABD'deki komplonun ardından CHP'nin de harekete geçtiğini belirten Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bir milletvekillerini görevlendirdiler, davayı yakından takip ediyorlar. Burada, Türkiye'de darbe teşebbüsleri oldu, 250 vatandaşımız şehit edildi ve 2 bin 194 vatandaşımız yaralandı. CHP göstermelik bir takip yaptı, bir veya iki gün gittiler Sincan'a ama onun dışında bu davalarda ne oluyor hiç ilgileri yok. Fakat ta 12 bin kilometre öteye gidip şimdi bu davayı orada yakinen takip ediyorlar. Şimdi aynı şekilde Mecliste de Kılıçdaroğlu o davanın siyasal müdafiliğini yapıyor. 17 Aralık'ta da bu komplonun Meclis ayağında aynı şeyi söylediler. Şimdi ABD-FETÖ iş birliğiyle orada yürüyen davanın Türkiye'deki siyasi avukatlığını da onlar yapıyor. Şunu sormak isterim, bir ülkenin anamuhalefet partisi kendi ülkesi zarar görsün, kendi ülkesi başka yerlerde yargılansın, kendi ülkesi ceza alsın diye uğraşır mı? Bundan medet umar mı? Ama şu anda kendi ülkesi zarar görsün diye uğraşan, kendi ülkesini, hükümetini itham eden ve başkalarının zarar vermesi için de buna çanak tutan bir ana muhalefet partisiyle Türkiye maalesef karşı karşıyadır."

Bekir Bozdağ, söz konusu davada iftiralarla Türkiye aleyhine delil oluşturulmaya çalışıldığına işaret ederek, "Türkiye'nin İran ile ticaretinde uluslararası, ulusal hukuka, BM'nin aldığı ambargo kararlarına aykırı tek bir iş de işlem de yoktur." açıklamasında bulundu.

"Ortada hukuk devletine uygun bir yargılama yok. Çok net bir şekilde baskıyla Türkiye aleyhine elde edilen iftiralar var." diyen Bozdağ, bu iftiralardan Türkiye aleyhine delil oluşturmak istendiğini söyledi.

Bozdağ, davada Türkiye aleyhine ceza çıkması durumunda bunun ödenip ödenmeyeceğinin sorusunun yinelenmesi üzerine, şu yanıtı verdi:

"Türkiye'ye kurulmuş bir komplo var, Türkiye'nin aleyhinde ellerinde en ufacık bir delil yok. Mahkeme yoluyla, iftiralarla bir delil üretme çabası devam ediyor. Türkiye'de Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık süreciyle, MİT tırlarıyla, en son darbe teşebbüsleriyle yapılamadık şeyleri Türkiye'nin ekonomisine zarar vermek suretiyle yapma gayreti ve çabası da var. Birileri, 'Türkiye'de ekonomi kötüye giderse, ekonominin dengeleri, ayarları bozulursa, halkın hükümete ve Cumhurbaşkanımıza olan muhabbeti ve sevgisinde azalma olur, böylelikle biz hedefimize ulaşabiliriz.' diye hesapları var. Çok net söylüyoruz, kim hangi hesabı yaparsa yapsın, ne düşünürse düşünsün, Türkiye'nin ekonomisinin ayarlarını bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Darbe teşebbüsünün, onca hadisenin bozamadığı Türk ekonomisini başka ülkelerde kurulan komploların bozma ihtimali yoktur. Bu ülkenin ekonomisi güçlüdür, içten-dıştan her türlü gelecek olumsuz şoklara karşı da dirençlidir."

Bu ekonomik hesapların üzerinde siyasi hedef ve hesapların da olduğunu aktaran Bozdağ, "ABD mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yargılama hak ve yetkisi yoktur. Bizim hangi ülkeyle nasıl tür siyasal ilişki geliştireceğimize veya ne tür ekonomik ilişki kuracağımıza ABD mahkemeleri karar veremezler ve Türkiye aleyhine bir mahkumiyet de veremezler. Bunun ABD hukuku bakımından da imkanı yoktur, uluslararası hukuk bakımından da buna imkan yoktur. BM'nin ambargo kararına Türkiye harfiyen uymuştur, hiç kimse bu ambargoyu Türkiye'nin deldiğini iddia da ispat da edemez." ifadelerini kullandı.

- "Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamasında fayda var"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddialarının hatırlatılması üzerine Bozdağ, Kılıçdaroğlu'nun gösterdiği kağıt parçalarının CHP Genel Başkanı'nın "iftira attığını, yalan söylediğini" ortaya çıkardığını söyledi. Bozdağ, "Haysiyetli, ar ve haya duygusu olan, ahlaklı bir insan olarak çıkıp Türk milletinden, Sayın Cumhurbaşkanımızdan, ailesinden, CHP'ye oy, gönül veren seçmenlerden sizi aldattım kusura bakmayın diye özür dilemesi icap etmez mi? Ama adamda bu yok. Şimdi hiçbir şey olmamış gibi gündem değiştiriyor." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun yaptığı itibar suikastına halkın gerekli cevabı vereceğini ifade eden Bozdağ, "Kılıçdaroğlu'na tekrar soruyorum, şimdi alçak, namussuz, haysiyetsiz, şerefsiz kim açıklarsanız çok memnun oluruz, bunu Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamasında fayda var." diye konuştu.

Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin görevden uzaklaştırılması ve "misilleme" iddialarına yönelik soruya Bozdağ, "Bu, 'misilleme, susturma, fatura kesme' gibi cümleler esasında yürüyen bu soruşturmayı itibarsızlaştırmak için kullanılan argümanlardan başka bir şey değil." yanıtını verdi.

Bozdağ, Kılıçdaroğlu'nun tutarlı davranarak, "Burada bir yolsuzluk, suç, yanlış yok. Zaten soruşturma sonucunda soruşturma makamları bunu tespit edecektir, gelsinler gereğini yapsınlar, bizim alnımız ak, arkadaşıma güveniyoruz." demesi gerektiğini söyleyerek, "Ama şimdi ne anlatıyor? Yargıçları suçluyor, İçişleri Bakanı'nı, hükümeti, herkesi suçluyor ve 'haysiyet cellatlığı' diyor. Sadece bu konuda değil, CHP'li herhangi birine dönük bir soruşturma yapıldığı zaman 'ortada suç, delil yok, her şey haysiyet cellatlığı, her şey hukuku çiğnemek. Hakimler sarayın hakimi, savcılar sarayın savcısı' haline geliyor." değerlendirmesini yaptı.

Geriye dönük birçok olayda bunun görülebileceğine dikkati çeken Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şunları kaydetti:

"Böyle bir şey olmaz. Size karşı bir şey yapıldığında öyle, başkasına karşı yapıldığında öyle olmaz. Burada doğru olan şey, bir soruşturma var, o zaman demesi lazım ki bu soruşturmanın biz hukuk içinde, hukuka uygun biçimde yürütülmesini istiyoruz, arkadaşımıza güveniyoruz... Bu soruşturmayı yapan savcıları, karar vereci olan kişileri itibar cellatlığıyla suçlamak ve bunu farklı bir noktaya getirmek Sayın Kılıçdaroğlu'nun tutarsızlığını ispat etmekten başka bir şey değildir."

İçişleri Bakanlığının yetkisi çerçevesinde söz konusu tasarrufta bulunduğunu vurgulayan Bekir Bozdağ, "Yetki anayasa ve yasaya uygun olarak kullanılmıştır. Bundan sonrası yargının takdirinde olan bir husustur." ifadelerini kullandı.

(Bitti)

Kaynak: AA