Kamera Arkası Görüntüleri Film Olacak

Yönetmen Atalay Taşdiken, bugün vizyona giren son filmi 'Arama Moturu'nun kamera arkası görüntülerinden ikinci film yapmaya başladıklarını belirtti Taşdiken: 'Arama Moturu'nun seyirciden geri dönüşlerine göre, ikinci ya da üçüncü hafta 'Bir Filmi Aramak' filmimiz vizyonda olacak. Bütün salonlarda mümkün olmayabilir ama bazı salonlarda film kuşağı yapıp, tek bilete önce birinci filmi, sonra sahne arkasının hikayesini göstermeyi düşünüyorum' 'Her alanda olduğu gibi sinemada da artık yüksek ego, az birikim, tanıtım ve satış var. PR ve satış iyiyse, kimse sizi sorgulamıyor, eleştirmiyor çünkü görece başarı; gişe ve ödül'

SALİHA ÖZDEMİR - Yönetmen Atalay Taşdiken, bugün vizyona giren son filmi 'Arama Moturu'nun kamera arkası görüntülerinden ikinci film yapmaya başladıklarını belirterek, 'Bir filmden ikinci bir film çıkarmak sanıyorum Türk sinemasında bir ilk.' dedi.

Senaryosunu da Atalay Taşdiken'in yazdığı, Konya'da çekilen ve profesyonel oyuncular yerine köylülerin rol aldığı 'Arama Moturu', sinema severlerle buluştu.

Taşdiken, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Arama Moturu'nun kamera arkasında yapılan çekimlerden hazırladığı 'Bir Filmi Aramak' filminin de çok yakında sinemaseverlerle buluşacağını bildirdi.

Yönetmen Taşdiken, şu ifadeleri kullandı:

'Başta planlamadığımız halde, 'Arama Moturu'nun hikayesini yazdıktan sonra, filmde oynayacakların tamamen köylülerimiz olmasına karar verdiğimizde, çekimlerde öngöremediğimiz bir sürü şey de olacağını düşündük. Çünkü, kastı profesyonel oyuncularla yaptığınız zaman aşağı yukarı birçok şey belli oluyor. Fakat daha önce oyunculuk yapmamış kişiler söz konusu olunca, zengin bir kamera arkası ortaya çıkar düşüncesiyle süreci başından sonuna kayda aldık.'

Oyunculukla ilk kez tanışan köy halkıyla film çekmenin kendisi için de yeni bir deneyim olduğunu aktaran Taşdiken, 'Arama Moturu'nu hikaye ekseninde köylülerin doğaçlamalarına müsaade ederek çektiğini kaydetti.

- 'Sadece kamera arkası değil, hikayesi de var'

Taşdiken, çekimlerde kamera arkasını da kayda aldıklarını tamamen unuttuklarını belirterek, şunları aktardı:

'Filme odaklandığımız için diğer kamerayı unuttuk. Bazen mahrem şeylerimizi bile çekti o kamera açıkçası. 'Arama Moturu'nun kurgusunu bitirdikten sonra da kamera arkası görüntülerinden ikinci filmi yapmaya başladık. 'Bunu sadece bir kamera arkası gibi kurgulamayalım, başlıbaşına bir süreci anlatan, bir yönetmeni anlatan, hikayesi olan bir film yapalım' dedik.'

Dünyada amatörlerle festivaller için çekilmiş filmler olduğunu hatırlatan Taşdiken, 'Bir filmden ikinci bir film çıkarmak sanıyorum Türk sinemasında bir ilk.' diye konuştu.

Taşdiken, ikinci filmde kendisinin de oynadığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

'Yapmaya çalıştığımız şeyin zaruri bir sonucu olarak ikinci filmin aynı zamanda bir oyuncusu gibiyim doğal olarak. 'Arama Moturu'nun seyirciden geri dönüşlerine göre, ikinci ya da üçüncü hafta 'Bir Filmi Aramak' filmimiz vizyonda olacak. Bütün salonlarda mümkün olmayabilir ama bazı salonlarda film kuşağı yapıp, tek bilete önce birinci filmi, sonra sahne arkasının hikayesini göstermeyi düşünüyorum.'

- 'Sinemada usta-çırak ilişkisi kalmadı'

İkinci filmi yapmaktaki temel hedefine değinen Taşdiken, sinema okuyan öğrencilere ya da sinema yapmak isteyenlere 'İnandığınız bir hikayenin sonuna kadar arkasında durursanız, film çekememekle ilgili bütün bahaneleriniz geçersizdir' demek istediğini anlattı.

Atalay Taşdiken, bir yönetmenin, kamera arkasındaki olumsuz durumlarda sahneyi yeniden dizayn etmesini izlemenin bu işle uğraşmak isteyenleri motive edeceğini dile getirerek, şu tespitlerde bulundu:

'Günümüzde usta-çırak ilişkisi sinemada da kalmadı maalesef. Özellikle Anadolu'daki gittiğim üniversitelerde o çocukların açlığını, bir şey öğrenebilmekle ilgili heveslerini gördükten sonra, ikinci filmin çok değerli olacağını düşünüyorum. Sinema sektöründe de ustalar yanına birini alıp, yetiştirip, bütün bilgi ve görgüsünü aktarmaktan artık imtina ediyorlar. Bu sene Berlin Film Festivali'nde yönetmen Kim Ki-duk'un, Güney Kore standında 10 civarında filmi olduğunu duydum. Bunun mümkün olmadığını düşünürken, yazdığı senaryoları ilk filmini çekecek gençlere verdiğini üstelik işe parasını da koyduğunu öğrendim. Üstüne kendi adı da yazarak ülkesinde çekilmiş 10 ilk filme destek olmuş. Kim Ki-duk'un gençlere verdiği fırsat çok değerli. Türk sinemasında Yeşilçam döneminde usta-çırak ilişkisi vardı ancak günümüzde kalmadı.'

- 'Sinema aşk işi olmalı'

Yönetmen Taşdiken, sinemanın bir aşk işi olması gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

'Yeşilçam döneminde insanlar yokluk içerisinde filmler çekiyormuş. Gerçi bugün bu sadece sinema sektörünün bir problemi değil. İnsanlık evrildi, sinemayı değil de başka şeyleri konuşsak aynı şeyleri söyleyebiliriz. Modernleşmenin ve dijitalleşmenin getirdiği bireysellik, içe dönüklük, fazlaca egosantrik ruh hali her alanda bence bu deformasyonu yaratıyor. Sinema, bir statü veya etiket için yapılacak iş değil.'

Sinema ve televizyon bölümlerinde okuyan öğrencilerin sinema heyecanının temelinde yatan birinci nedenin kamera önünde ya da arkasında meşhur olmak düşüncesi olduğunu anlatan Taşdiken, 'Yeni kuşaktakilerde sinemanın cazibesi biraz bundan kaynaklanıyor. Her alanda olduğu gibi sinemada da artık yüksek ego, az birikim, tanıtım ve satış var. Piar ve satış iyiyse, kimse sizi sorgulamıyor, eleştirmiyor çünkü görece başarı; gişe ve ödül.' ifadelerini kullandı.

Yönetmen Atalay Taşdiken, Anadolu insanıyla ilgili yaptığı filmler hakkında ise şu açıklamada bulundu:

'Taşra, Anadolu çok iyi bildiğim bir yer. Dolayısıyla oralarla ilgili bir hikaye anlatırken, onların duygularını hissediyorum. Aslında, empatinin daha ötesinde bir şey bu, muhabbet diyebiliriz. Kahvede onlar gibi oluyor ve onlarla sohbet edebiliyorum. Onlar da kendileri gibi birini gördüklerinde, halis niyetinden şüphe duymadıkları zaman da açıveriyorlar yüreklerini. Onların arasında olmaktan, onların sesi olmaktan, onların hüznünü paylaşmaktan son derece mutluyum.'

- 'Dışarıdan bir yönetmen Anadolu'yu anlatamaz'

Türk sinemasında Anadolu'nun yansıtılma şekline de değinen Taşdiken, şu düşüncelerini paylaştı:

'Dışarıdan, Anadolu'yu tanımayan bir yönetmenin taşrayı samimiyetle anlatması mümkün değil. Kahveciyle, imamla, iyi, kötü adamla ilgili kafasında karikatür bir tip var çünkü. Belki taşrayı bilmeyen insanlar, o filmi seyredip keyif alabiliyorlar ama orayı bilen, orada yaşayan insanlar asla sahiplenmiyorlar, asla o öykülerin peşine takılmıyorlar.

Anadolu'yu tanımak benim için bir avantaj. Ben onların hüzünlerini, sevinçlerini, düğünlerini, cenazelerini her şeylerini çok özümseyerek görüyor ve yaşıyorum. Bir yönetmen olarak elbette onlardan kopacağımı düşünmüyorum. Diğer taraftan kenti de kent insanını da biliyorum, sinemamda kent hikayeleri de anlatacağım.'
Kaynak: AA