'Antidepresanlar Stresin İlacı Değildir'

Psikolog Ayşe Yanık, antidepresanların stresin ilacı olmadığına dikkat çekerek, “Antidepresanlar stresin ilacı olamaz. Sadece sizi bir bomba gibi şişirirler. Bir bomba halini alırsınız. Çünkü bastırırsınız ve bir gün patlarsınız. Bu patlama genelde panik ataktır” dedi.

'Antidepresanlar Stresin İlacı Değildir'
Psikolog Ayşe Yanık, “İş Hayatı ve Stres” başlıklı konferans verdi. Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa Kozlu Kaymakamı Ahmet Karakaya, Bülent Ecevit Üniversitesi Genel Sekreteri Ertuğrul Karalar, akademik ve idari personelin yanı sıra öğrenciler katıldı.

İnsan hayatında stresin önemine dikkat çeken Psikolog Ayşe Yanık, “Stres, bizim acı veren ve baş edemediğimiz durumlar karşısında vücudumuzun verdiği fiziksel tepkimelerdir. Tabii ki strese girmemiz için sadece acı olaylarla karşılaşmamız gerekmiyor. Hayata karşı yepyeni şeylere adım atarken de bir sürü soru işareti ile başlıyoruz” diye konuştu.

“SÜREKLİ ŞARJ OLUYORUZ”

Psikolog Ayşe Yanık, sıklıkla insanların farklı konularla ilgili düşünceler içerisine girdiğini anlattı. Toplumun son günlerde ciddi travmalar geçirdiğinin altın çizen Psikolog Yanık, şöyle devam etti:

“Sürekli ama sürekli şarj oluyoruz. Pil gibi, her şeyi topluyoruz. Trafikteki sorunları, arkadaşlarımızın sorunlarını üstleniyoruz. Televizyondaki Fatma teyzenin sorunlarını üstleniyoruz. Dizilerde ölenlerin sorunlarını üstleniyoruz. Televizyondaki olayları üstleniyoruz. Toplumsal olarak zaten özellikle bu günlerde ciddi travmalar geçiriyoruz. Ancak birilerine aktarmıyoruz. Yani topraklama yapmıyoruz. Hepimizin hayatı hep bir düzenin üzerine kuruldu. O kadar monoton yaşıyoruz ki.”

“LEBLEBİ GİBİ ANTİDEPRESAN KULLANIYORUZ”

Antidepresan ilaçların kullanımının arttığının altını çizen Psikolog Ayşe Yanık, insanların mutlu olmadığını söyledi.

Hayat öyküsünün değiştirilmediği sürece sonu hastalıkla bitebileceğinin altını çizen Yanık, yoğun stres altında kalan erkeklerin cinsel aktivitelerinin bittiğini ifade etti.

Antidepresanların stresin ilacı olmadığını söyleyen Yanık, şöyle devam etti:

“Beden ruhun giysisidir. Siz ruhsal olarak hasta olmasanız bile kötü bir hayat yaşıyorsanız, bedeniniz hasta olur. Yani ruhtaki sıkıntı bedene yansır. Siz, ruhunuzdaki problemleri bedeninizle gösterirsiniz. Türkiye’deki antidepresan kullanımını duysanız inanamazsınız. Neredeyse her evde antidepresan hapı var. Hatta hanımlar kahvaltılara gittiklerinde birbirlerine antidepresan tavsiye ediyorlar. Artık leblebi gibi antidepresan kullanıyoruz. Doğru beslenmiyoruz. Abur cubur tüketiyoruz. İyi uyumuyoruz. Ve bana göre en önemlisi mutlu değiliz. Hatta toplumun en küçüğünden, en büyüğüne kadar herkeste neredeyse maskeli depresyon olduğuna inanıyorum. Dışarıda çok mutlu görünürken ama tek başına kaldığında o derin hüzne kapılan insanlarız. İşte bu sürekli hayatınızı değiştirmediğinizde, kafa sallayarak yaşadığınız sürece kronik stres dediğimiz, sonu mutlaka hastalıkla bitecek bir yaşam öyküsüdür. Ama lütfen sosyalleşmeyi unutmayın. Stresin ilacı var. Antidepresanlar stresin ilacı olamaz. Sadece sizi bir bomba gibi şişirirler. Bir bomba halini alırsınız. Çünkü bastırırsınız ve bir gün patlarsınız. Bu patlama genelde panik ataktır. Çok sık olursa hastalık halini alırsa panik bozukluk dediğimiz bir bozukluk olur. İleri safhaları psikozlara kadar gider. Eğer ruh sağlığını bu anlamda bozmadıysa bedeninizi bozar. Ülser gibi hastalıklar yaşarsınız. Erkeklerde stresin en kötü sonucu, hiç hoşlanmayacağı şeydir. Libido düşüklüğü yaşarlar. Yani cinsel aktivitenin bitmesidir. Erkekler yoğun stres altındadır. Stres altındayken diğer hormonlar yükselirken, testosteron giderek düşer. Dikkat ederseniz çok çalışan erkeklerin çoğu tıpkı Koç Holding’in yönetim kurulu başkanının hikayesi gibi çok çalışan erkekler ne yazık ki genelde çok kilo alırlar.”

“MANEVİYATINIZ ZAYIFSA TÜKENİRSİNİZ”

Sanatçı Meryem Uzerli’nin “tükenmişlik sendromuna” girdiğine ilişkin bilgileri hatırlatan Psikolog Ayşe Yanık, tükenmişlik sendromunu da şöyle anlattı:

“Kim tükenmişlik sendromuna girer. Herkes girmez. Eminim birçoğunuz stresli işler yapıyorsunuz. Maneviyatınız zayıfsa, inanç sisteminden tutun ailenize kadar, akşam gelip de omzuna kafanızı koyacağınız ya da sizi dinleyen bir anneniz, babanız, kardeşiniz yoksa yalnızsanız yani maneviyat eksikliği. Mükemmeliyetçiyseniz sürekli sil baştan yaparsanız bu sizi tüketir. İnsanlarla çalışıyorsanız ve bu insanlar sürekli sizin beyninizi yiyorsa, herkes bir yandan bir şey almaya çalışıyorsa ve siz ‘Hayır’ diyemiyorsanız alın size tükenmişlik. O zaman tükenirsiniz.”

Konferans, soru ve cevap şeklinde sona erdi.
Kaynak: İHA