Bakan Tüfenkci Açıklaması 'Bizim Terörle Yaptığımız Mücadeleyi Onlar Da Destekliyorlar'

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Körfez ülkelerinin 15 Temmuz sonrasında Türkiye’yi yalnız bırakmadığını belirterek, "Sadece FETÖ değil, PKK ve DEAŞ terör örgütüne karşı Türkiye’nin güçlü olması gerektiğini, Türkiye’nin güvenliğinin körfezin güvenliği olduğunu, her ülkenin toprak bütünlüğü noktasında güçlü olması gerektiğini ifade ettiler. Bizim terörle yaptığımız mücadeleyi onlar da destekliyorlar" dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Körfez İşbirliği Konseyi Odaları Federasyonu (FGCCC) tarafından Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenen TOBB-Körfez İşbirliği Konseyi 2. İş ve Yatırım Forumu’na katılan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, burada gazetecilerin sorularını cevapladı.

"Bizim terörle yaptığımız mücadeleyi onlar da destekliyorlar"

Bakan Tüfenkci, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili sorulan soru üzerine, "15 Temmuz’da en üst düzeyde ziyaret ettikleri için konuya olan hassasiyetlerini de bildiğimiz için Başbakan genel anlamda ifade etti.

Yanımızda olduklarını, desteklediklerini söylediler. Sadece FETÖ değil, PKK ve DEAŞ terör örgütüne karşı Türkiye’nin güçlü olması gerektiğini, Türkiye’nin güvenliğinin körfezin güvenliği olduğunu, her ülkenin toprak bütünlüğü noktasında güçlü olması gerektiğini ifade ettiler. Bizim terörle yaptığımız mücadeleyi onlar da destekliyorlar" diye konuştu.

"TMSF’ye devredilen şirketlere yeniden kredi verme de dahil olmak üzere kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık"

Bakan Tüfenkci bir gazetecinin, faiz konusundaki tutum ile borç yapılandırmasında pek de istekli olmadıklarının görüldüğünü belirtmesi üzerine, "Şikayetleri doğru oturtmak lazım. İnsanlar anlaştıkları ve takibe düşmeyen, temerrüde düşmeyen normal aktif anlamda bireysel kredileri de tekrardan yapılandırmak istedikleri için bir takım sıkıntılar oluyor. Takibe düşen, temerrüde düşen borçlar için çok yüksek oranlarda bir faiz uygulanmıyor ama bir aylık sonuçlara göre belirlenen oranların üzerinde faizler uyguladıklarını gördük. Canikli’nin başkanlığında bankalarla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Bankalar Birliği ile görüşmeler oldu. Başbakanımızın da bu noktada görüşüp bankaların durumunun netleşmesini isteyeceklerini düşünüyorum. Bakanlığımız çıkarmış olduğu genelgeyle, KHK ile de kısmen özellikle bankaları rahatlatan bir düzenleme getirdik şirketleri ticaret sicildeki karşılaştıkları sıkıntıları ve şüpheleri giderici genelge ile adımlar attık, küçük hissedarlarının işlemlerinin yapılması noktasında hangi yol izlenecek? Kayyum atanmamış ama şirket sahibi hakkında soruşturma olan küçük hissedarlarla ilgili genelge yayınladık. Bankaların özellikle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen şirketlere yeniden kredi verme de dahil olmak üzere bir takım kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık. Piyasa zannediyorum ki biraz daha rahatlayacak" değerlendirmesinde bulundu.

"TMSF’nin görevi kendisine devredilen şirketleri iyi bir şekilde yönetmek"

TMSF’ye çok sayıda şirketin devredilmesiyle bu şirketlerin akıbetinin ne olacağıyla ilgili sorulan soruya ise Bakan Tüfenkci, "TMSF’ye devredilmesi kayyumdan daha iyi oldu. TMSF profesyonel çalışıyor işi de bu ama burada şu ayrıma gidecek; borca batık olan, devredilen şirketler tasfiye edilecek. Ticari hayatı devam etmesi gereken ekonomik getirisi olan şirketler, mahkeme tarafından devredilenler, mahkemenin verdiği karara göre ya devreder ya sahibine iade eder ya da özelleştirir. TMSF’nin görevi kendisine devredilen şirketleri iyi bir şekilde yönetmek. İçi boşaltılmış şirketleri TMSF’nin elinde tutması doğru değil diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Bakan Tüfenkci, bir İstikbal bayisinin karşılıksız çek verdiği iddialarına yönelik soruya, "O şirkete atadığı kayyum ve TMSF muhatap. İstikbal’in TMSF yöneticisi kimse muhatap o. Normal ticari takip çerçevesinde iş ve işlemler devam ediyor. Nitekim TMSF’ye devredilen şirketlerin işlerine birçok şirketin yeni bayilik için müracaat edildiğini siparişlerin arttığını da biz biliyoruz" diye cevap verdi.

"TMSF’nin yeni bir kanuna ihtiyacı olmaz"

TMSF şirketlerine yönelik ayrıca yeni bir kanun düzenlemesi olup olmayacağı ile ilgili sorulan soru üzerine ise Bakan Tüfenkci, "TMSF’ye devredilen şirketler vardı onların akıbetleri belli. Telsim, Cine5 gibi şirketler vardı, metal sektöründe şirketler vardı. TMSF tecrübeli, birçoğu mahkeme kararıyla devredildiği için mahkemelerin sonucunu beklemek zorunda. İktisadi anlamda varlığı yük oluyorsa onu bir an evvel tasfiye edip artan parayı bloke etmesi lazım. TMSF’nin yeni bir kanuna ihtiyacı olmaz. Bu şirketler kendi ticari döngüsü içerisinde üretiyorlar ve tekrar pazarlayıp satıyorlar. Bunu yaparken TMSF bu şirketler üzerinden kara para aklanmış mı onun incelemesini yapıyor. O şirketlerle ve sahipleriyle ilgili cezai soruşturma var. Bir yandan ticari faaliyet bir yandan cezai inceleme yapıyorlar" dedi.

"Körfez sermayesinin Türkiye’ye çekilmesi konusunda finans kesimini de daha aktif kullanabiliriz"

Bakan Tüfenkci, bir gazetecinin, "Amerika bir karar verdi, şimdi Suud Körfez ülkeleri korkuyor Batı yatırımlarından. Böyle bir şey sizin önünüze geldi mi?" sorusuna cevap verdi:

"Böyle bir endişe var, bizim de fark ettiğimiz kadar Körfez ve Suud sermayesine sahip olan insanlar da tedirginliğini yaşıyorlar. Bizim biraz daha bu bölgelerde var olmak, ilişkilerimizi daha da arttırarak bundan sonraki Arap sermayesinin en azından bir kısmının Türkiye’ye gelmesini sağlamak. Hem bu bölgenin endişelerini gidermek hem de bizim kendimizi tanıtıp onlara proje ve yatırım alanları sunmamız gerekiyor. Finans boyutuyla var, Bahreyn’de 9-10 bankamız faaliyet gösteriyor. Körfez sermayesinin Türkiye’ye çekilmesi konusunda finans kesimini de daha aktif kullanabiliriz. Katılım bankasını kurma noktasındaki bir takım engelleri ve önünde engel gibi görünen mevzuat değişikliğine gittik. Ziraat Bankası, Vakıfbank, katılım bankası kurdular. Mevzuat açısından engel yok. Belki körfez ülkelerinden yeni gelecek sermaye veya katılım bankacılığı yapmak isteyen firmalara ön ayak olmak gerekir. Bir genelge yayınlandı; temel maddelerinden biri şirketin ortaklarından birine kayyum atanmış, genel kurula nasıl geçilecek? Şirketin ortağının hissesine el konulmuş, o hissenin nasıl yönetileceğine yönelik kayyum atanmamış. Mahkemelerden, savcılıklardan bilgi talebinden bulunuluyor, bunu açıklığa kavuşturduk."

"Şirketin büyük hissedarı içerdi"

Söz konusu şirkete ilişkin konulan tedbir kararı ve yapılan işlemlerle ilgili soruyu değerlendiren Bakan Tüfenkçi, "Şirketin bir tane müdürü var genel kurula katılamıyor. Mahkeme kararı yoksa TMSF mantığı var şirketlerin yaşaması lazım. Milli değerimiz. Şirketlerin yaşaması ticari hayatın devam etmesi için devletin almış olduğu küçük ortak çıkmak istiyorsa tedbir kararı yoksa devredebilir. Şirketin büyük hissedarı içerdi. Şirketin karar alması lazım. Borç ödeme gibi. Nasıl karar alacak. Hapis olması normalde imza atmasına engel değil. Tutuklu diye alınan kararlar kabul edilmiyor. Mahkeme verilmiş bir tedbir kararı yoksa mahkeme şirket hakkında karar vermişse uygulayacağız. Şirket hakkında karar vermiş küçük hisse kayyuma geçmiş. Kayyum onun adına genel kurulda da oy kullanabiliyor. El koymuş. Ama kayyum atamış ne olacağı belirsiz onların önünü açan bir genelge. Bankalarla ilgili KHK çıktı. Ticari kredileri nasıl veriyorsa, normal verecek. Onda bir sıkıntı yok. Sadece endişelerini giderecek. Buna kayyum atandı. Kredi verilemez mantığını giderme açısından. Yoksa şartları varsa verin diyoruz" dedi.

Kaynak: İHA