Daron Acemoğlu Türkiye Ekonomisini Değerlendirdi

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, Türkiye’deki büyümenin son 10 sene içerisinde düşük kalite büyümeye benzediğini söyledi. Bu düzeyde Türkiye’nin çok daha fazla büyümesi gerektiğini belirten Acemoğlu “Daha önemlisi bu yüzde 3 büyüme nereden geliyor diye baktığımızda verimlilik artışı var mı hayır son 10 sene de verimlilik artışı 0 ya da negatif. Verimlilik artışı olmadan bir ülkenin kendi zenginliğini artırması pek mümkün değil” dedi.

Daron Acemoğlu Türkiye Ekonomisini Değerlendirdi
İş dünyasının bir araya geldiği 2016 Perakende Günleri, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda başladı.

18 farklı oturumda 20 konuşmacının yer alacağı Perakende Günleri’16 iki gün boyunca sektörün nabzı tutulacak. Zirveye konuşmacı olarak katılan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) İktisat Profesörü Daron Acemoğlu, Türkiye ekonomisi hakkında değerlendirmede bulundu. Türkiye’deki büyümenin son 10 sene içerisinde düşük kalite büyümeye benzediğini söyledi.

Bu düzeyde Türkiye’nin çok daha fazla büyümesi gerektiğini belirten Acemoğlu “Daha önemlisi bu yüzde 3 büyüme nereden geliyor diye baktığımızda verimlilik artışı var mı hayır son 10 sene de verimlilik artışı 0 ya da negatif. Verimlilik artışı olmadan bir ülkenin kendi zenginliğini artırması pek mümkün değil” dedi.

Dünyadaki durumu “Sömürücü büyüme, iç savaşlar ve kapsayıcı kurumların demokrasinin kendi içindeki problemlerini anlamamız lazım” sözleriyle anlatan Acemoğlu, “Gelecek ne olacak demeden önce Türkiye’ye dönelim. İyi değil Türkiye’deki büyüme son 10 sene içerisinde düşük kalite büyümeye benziyor” diye konuştu.

Acemoğlu, Türkiye’de yaşanan büyümenin verimlilik artışından değil tüketim artışından kaynaklandığını dile getirerek “Türkiye ne kadar büyüyor, yüzde 3 bu düzeyde ülkenin çok daha fazla büyümesi lazım. Ama daha da önemlisi bu yüzde 3 büyüme nereden geliyor diye baktığımızda verimlilik artışı var mı hayır son 10 sene de verimlilik artışı 0 ya da negatif. Verimlilik artışı olmadan bir ülkenin kendi zenginliğini artırması pek mümkün değil. Başka nereden geliyor bu büyüme tamamen tüketimden geliyor tabi ki tüketimin artması lazım ama dengeli büyüme için tüketimim ve yatırımın aynı zamanda artması lazım” şeklinde konuştu.

“Krediler atmaya devam ediyor yatırım atmıyor” diyen Acemoğlu sözlerine şöyle devam etti;

“Tüketim artmaya devam ediyor borçluluk artmaya devam ediyor ama yatırım ve verimlilikte artış yok. Örneğin Cari açık bunun sonucu olarak ortaya çıkıyor. Böyle düşük kaliteli büyüme uzun zaman devam edemiyor. Problemleri görmeye başlıyoruz. Türkiye’de yüzde 10’un üzerinde işsizlik var. Enflasyon düşmüyor, Cari açık düşmüyor. Eşitsizlik Türkiye’de çok yüksek. Büyüme herkese aynı yararı ve kari getirmiyor. Peki Türkiye’deki kaliteli böyle düşük kaliteli olmak zorunda mı? hayır ama evet ikisi de var evetten başlayayım. Evet, çünkü Türkiye’nin kurumlarının tarihine bakarsanız dışlayıcı büyümeye çok meyilli. Kapsayıcı büyüme her ülkeye her topluma açık ama kapsayıcı büyüm için kapsayıcı kurumların güçlendirmemiz lazım. Sivil toplum örgütlerini, bağımsız yargıyı güçlendirmemiz lazım. Bugün dünya çok kritik bir andan geçiyor. Türkiye çok kritik bir andan geçiyor. Dünyanın kritik bağlamı şu ki geleceğin büyümesini sağlayabilmemiz için kapsayıcı kurumları kuvvetlendirmemiz lazım. Ama kapsayıcı kurumlar her tarafta büyük bir sınava tabiler. Büyük bir saldırı altındalar. Amerika’da kapsayıcı kurumlar kuvvetli olabilecekler mi?. Trump’ın başkanlığını geçirebilecekler mi bilmiyoruz. Geçirebilmeleri için tek yol var sivil toplumun kuvvetlenmesi. Medyanın hiçbir zaman Trump’a baş eğmemesi. Üniversitelerde görüyoruz insanlar hala sokaklarda da diyorlar ki ‘Biz Trump’la aynı fikirde değiliz’ ve “Bu ülkede her ırkı görmek istiyoruz” bunun devam etmesi lazım. Fransa’da görüyoruz Nasyonel Front eski Nazi partinin devamı olan bir parti beklide başkanlıktaki en büyük oyu alacak başkan olamasa bile. Rusya’daki, Macaristan’daki durumu görüyoruz. Eğer geleceğin kapsayıcı büyümesi devam edecekse bu kurumların kendilerini toparlamaları lazım. Türkiye’de aynı şey geçerli. Türkiye için durum daha da acil çünkü bizim fak bir vaktimiz var. Düşük kaliteli büyüme çok uzun süre devam edemiyor istikrarsızlık yaratıyor. Çok girişkenci çok genç yeni fikirlerle dolu iş dünyası sivil toplumla beraber geleceğimizi kendimizin kurmamız lazım”.
Kaynak: İHA