Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Yurt Dışındaki Stk’larla Biraraya Geldi

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Almanya’nın Stuttgart şehri yakınlarındaki Backnang kasabasında aynı aileden 8 Türk’ün hayatını kaybettiği yangınla ilgili, kundaklama ve ırkçı saldırı olduğuna dair şuanda bir veri olmadığını belirterek, “Böyle bir veri olmadan bir takım değerlendirmelere girmek doğru olmaz, fevkalade yanlış olur” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın yurtdışında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına yönelik olarak düzenlenen eğitim programına katıldı.

7 ülkeden 44 sivil toplum kuruluşu temsilcinin katıldığı toplantıda konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Almanya’nın Stuttgart şehri yakınlarındaki Backnang kasabasında bir apartmanda çıkan yangın sonucu aynı aileden 8 Türk’ün hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Yangın bölgesine giderek incelemelerde bulunduğu aktaran Bozdağ, yangının çıktığı evde incelemelerde bulunduğunu ve Türk vatandaşlarıyla bir araya geldiklerini söyledi.

Bozdağ, “Yangın sadece oradaki kardeşlerimizi alıp götürmedi. Esasında 76 milyon insanımızın da içinde her birinin ayrı yangınlara neden oldu. Halk tabiriyle hepimizin yürekleri dağlandı. Acı gurbet diyoruz ama gerçekten acı bir olayla bu sanki adı üstünde bir sonuçla da neticelendi. Ben başka annemiz olmak üzere hayatını kaybeden bütün yavrularımıza ben bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun diyorum. Ailelerine ve yakınlarına sabırlar diliyorum” diye konuştu.

Türkiye olarak böyle hadiselerin yaşanmamasını ve son olmasını temenni ettiklerini sözlerine ekleyen Bozdağ, bu olayların son olmasını ve bundan sonrada yürekleri dağlayan yangınların olmamasını temenni etti. “TÜRKİYE’NİN HASSASİYETİNİ BİZZAT İLETTİK” Almanya’da yaşanan yangın hadisesinin etraflıca soruşturulmasını Alman yetkililerinden talep ettiklerini aktaran Bozdağ, hem eyalet hükümetinden hem de federal hükümetten kapsamlı bir çalışma yapmasını istediklerinin altını çizdi. Soruşturmanın çok detaylı yürütülmesini, bütün ihtimalleri kapsayacak bir şekilde her konunun soruşturulmasını özellikle rica ettiklerini vurgulayan Bozdağ, “Çünkü ihtimalleri herhangi bir araştırma yapmadan, inceleme yapmadan daha işin başında devre dışı bırakırsak o zaman fevkalade yanlış yapmış oluruz. Çünkü geçmişte yaşanan acı tecrübelerde daha işin başında farklı değerlendirme yapmanın ne kadar kötü sonuçlara yol açtığını gösterdi. O yüzden biz muhataplarımızdan hiçbir ihtimali dışarıda bırakmayan bütün ihtimalleri değerlendiren her tür soruyu soran hepsine gerçekçi cevaplar ortaya koyan bir soruşturmasının yürütülmesi konusunda Türkiye’nin hassasiyetini bizzat ilettik. Umarız yetkililer bu soruşturmaları bu tür çerçevede yürüteceklerdir” diye konuştu.

“KUNDAKLAMA OLDUĞUNA İLİŞKİN ŞUANDA ELİMİZDE BİR VERİ YOK” Bozdağ, şu aşamada olayın nereden kaynaklandığına dair somut bir değerlendirme yapma imkanlarının olmadığını vurgulayarak, “Çünkü yangından sonra olay yerinde gerekli bilir kişi incelemesi tamamlanmış değil, deliller toplanmış değil. Bütün yapılan değerlendirmeler yoruma dayalı, akıl yürütmeye dayalı değerlendirmelerdir. Halbuki burada somut verilere dayalı, delillere dayalı, bilir kişilerin raporuna dayalı, uzmanların değerlendirmesine dayalı verilerden sonra gerçek nedenin ne olduğunu hep beraber öğreneceğiz. O yüzden bu konuyu farklı yönlere çekmek şu aşamada fevkalade yanlış olur. Çünkü kundaklama olduğuna ilişkin şuanda elimizde bir veri yok, ırkçı saldırı olduğuna ilişkin bir veri yok. Böyle bir veri olmadan bir takım değerlendirmelere girmek doğru olmaz fevkalade yanlış olur” dedi.

“TÜRKİYE’DEN UZMAN DESTEĞİ VEREBİLECEĞİMİZİ ALMAN MAKAMLARINA İLETTİK” Delillerin kaybedilmeden hiçbir delil göz ardı edilmeden bütün delillerin uzmanlar tarafından titizlikle incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda gerçeğin ortaya çıkacağını ifade eden Bozdağ, Türkiye olarak yapılan bütün çalışmaları yakından takip ettiklerini ve ondan sonrada yapılacak çalışmaları da yakından takip edeceklerini kaydetti.

Yapılan çalışmalara Türkiye’den uzman desteği verebileceklerini Alman makamlarına ilettiklerini sözlerine ekleyen Bozdağ, yangında ölen aile için İstanbul’da bir otopsi yaptırdıklarını aktardı. “İSTANBUL’DA YAPILAN OTOPSİ İÇ HUKUKUN BİR GEREĞİDİR” Yangında ölen aile için İstanbul’da yapılan otopsinin iç hukukun bir gereği olduğunu kaydeden Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin iç hukukuna göre böylesi bir hadiseden sonra otopsi yapma zorluluğu vardır. Almanya’da otopsinin yapılmış olması bu zorunluluğu ortadan kaldırmamaktadır. Türkiye’de yapılan otopsi böyle bir zorunluluktan kaynaklanıyor. Türkiye’nin bu konuda Almanya’daki Türk toplumunun Türkiye’deki 76 milyon insanımızın da kalbinde herhangi bir şüphe olmasın, tereddüt olmasın ve bu noktada kamuoyunu tatmin açısından da fevkalade önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün bu otopsinin arkasından da cenazelerin defin işlemleri tamamlandı. Soruşturma bütün boyutlarıyla devam edecek. Soruşturmanın her aşamasını Türkiye olarak çok yakından takip edeceğiz. Oradaki her bir can bizim canımızdır ve onların geriye kalan emanetleri de 76 milyonun emanetidir. Türkiye’ye emanettir. Biz bu bilinçle bu hadisenin sonuna kadar takipçisi olacağız.” Soruşturmanın uzaması durumunda ortaya çıkabilecek yorumların önüne geçmek için soruşturmanın kısa sürede bitirilmesini arzuladıklarını belirten Bozdağ, hiçbir insana Allah’ın böyle bir acıyı yaşatmamasını diledi. “EVLATLARIMIZIN GELECEĞİ KAYBOLMAK ÜZERE” Türkiye’nin sivil toplum kuruluşlarının yurtdışında çok önemli işlere imza attığını belirten Bozdağ, yurtdışında görev yapan sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarından dolayı teşekkürlerini iletti. Hükümet olarak yurtdışında göre yapan sivil toplum kuruluşlarından beklentilerinin yaşanan ortak sorunlar karşısında ortak tavırlar sergilenmesini dilediklerini aktaran Bozdağ, “Geçmişte Türkiye’yi düzeltmek için sivil toplum kuruluşları çalışmalarını ve Türkiye’de temsil ettiğimiz siyasetin iktidar olması için sivil toplum kuruluşu çalışmalarını çok yaptık. Belki o zaman bunlar gerekliydi, doğruydu da. Ama biz bunları yaparken bir şeyi gözden kaçırdık. O da şudur; bulunduğumuz ülkede kendi evlatlarımızın geleceği kaybolmak üzere. Sivil toplum kuruluşları Türkiye’de insanların daha iyi olsun diye uğraşırken, öte yandan kendi oğlumuz, kızımız ve torunlarımız bambaşka bir aleme ve yapıya doğru gitmeye başladılar. Yaşadığımız sorunlar bizi teslim olmaya başladı.

O yüzden bizim noktada bir mantalite değişikliğine şiddetle ihtiyacımız var. Her siyasi fikrin Türkiye’de temsilcisi var” şeklinde konuştu.

“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİR VE DİRİ OLMAK ZORUNDA” Sivil toplum kuruluşlarının bulundukları ülkelerde etkin rol almasını isteyen Bozdağ, sivil toplum kuruluşlarının birbiriyle rekabet eden konumdan çıkmasını istedi. Yurtdışında faaliyet gösteren Türklerin oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarının birbirlerinin hasımları olmadıklarını ve rakipleri olmadıklarını belirten Bozdağ, “Biz birbirimize karşı rekabet eden bir çalışmayı artık tarihe havale etmemiz lazım. Bugünkü Türkiye’de yurtdışındaki sivil toplum kuruluşlarının bir ve diri olmasını istiyorum. Bunun yolu birlikten geçiyor. Ayrı ayrı sivil toplum kuruluşları olabilir. Bir sorun yok bunda” dedi.

Bozdağ, konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam eden bölümde sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin sorularını cevaplandırdı .
Kaynak: İHA