USD (Alış - Satış) : 4,80 - 4,81 EURO (Alış - Satış) : 5,59 - 5,60

Dışişleri Bakanı Davutoğlu'ndan Açıklama

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ''Bizim coğrafyamız içe kapanmayı kabul etmez'' dedi.

Yaşam / 31 Ocak 2013 Perşembe 22:30
Dışişleri Bakanı Davutoğlu'ndan Açıklama

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Marriot Otel'de düzenlenen ''Valiler Buluşması''nda yaptığı konuşmada, valilerle bir arada bulunmaktan gurur duyduğunu belirtti.

Konuşmasında dünyanın, tarihin çok hızlı aktığı bir dönemden geçtiğini ifade eden Davutoğlu, Francis Fukuyama'nın, ''Tarihin Sonu'' tezinde, tarihin uluslararası düzen anlamında daha yavaş hareket edeceğini, hatta belli bir statüko içinde akacağını savunduğunu anımsattı. Davutoğlu, ''O zaman doktora tezimi tamamlamak üzereydim, bir makalemde tarihin bundan sonra çok daha hızlı akacağını, büyük ivmeyle hareket edeceğini, çünkü var olan Soğuk Savaş düzeni yapıların sarsıldığını yazmıştım. 20 yıl geçtikten sonra, tarihin düşünüldüğünden çok daha büyük bir hızla aktığını görüyoruz'' dedi.

Tarihin her toplum için aynı hızla akmayacağını, bazı toplumlar ve bazı ülkeler için o akışın debisinin her an hissedilir olduğunu vurgulayan Davutoğlu, böyle toplumlar için üç yol olduğunu belirtti.

Davutoğlu, söz konusu üç yolu değerlendirirken, ''Ya bu akışın öznesi olacaksınız, akışla ilgili bir kanaatiniz olacak. 'Bu tarihi akış şuradan şuraya doğru seyrediyor, ben de bir özne olarak, bu tarihi akışa yön verecek bir siyaset, ekonomi, dış politikaya aktif olarak katılacağım' diyeceksiniz. Ya bu akış sizi korkutacak, belirsizlikler içine girdiğinizi düşünecek, 'Bu akış bana bulaşmasın, beni etkilemesin' diye içinize kapanacaksınız. Ya da bu akışı gözleyip, 'Zaman içinde bu akışın aktörlerinin durumuna göre, ben de bir konum belirlemeye çalışayım' diyeceksiniz'' ifadesini kullandı.

Davutoğlu, son iki alternatifin söz konusu olmadığı Türkiye'nin, milletiyle birlikte sahip bulunduğu köklü tarihi geçmişi ve tecrübesiyle, tarihin akışı karşısında nötr kalacak bir ülke olmadığını söyledi.

''Bizim coğrafyamız içe kapanmayı kabul etmez'' diyen Davutoğlu, aksine, tarihi akış içinde bir özne olma iradesinin sergilenebilmesi durumunda, gelecek nesillere tarihin akışını, yönünü belirleyecek bir ülkenin bırakılabileceğinin altını çizdi.

Davutoğlu, Bütün bakanlıkların, aydınların, sivil toplum kuruluşlarının geleceğe yönelik perspektiflerinin bu esas üzerine oluşturulması gerektiğini dile getirdi.

-''İlk büyük reform teşebbüsümüz Tanzimat'tır''-

Modern dönemde Fransız devriminin sonrasında Avrupa'da büyük bir değişimin yaşandığını hatırlatan Davutoğlu, Viyana Kongresi'yle yeni bir güçler dengesinin oluştuğunu ve Fransız Devrimi sonrasındaki yeni anlayışların, Osmanlı İmparatorluğu için de birtakım riskleri beraberinde getirdiğini belirtti.

Davutoğlu, bu dönemde ilk büyük reform, restorasyon teşebbüsünün Tanzimat olduğuna işaret ederek, ''Tanzimat, Avrupa'da yeni yükselen vatandaşlık kavramı, siyasal düzenler, ulus devlet ve Avrupa güçler dengesi içinde ortaya çıkan yapıya, bir anlamda uyum sağlama teşebbüsüdür. Hem de devletin yeniden tanzim edilmesidir'' ifadesini kullandı.

Bakan Davutoğlu, ikinci büyük restorasyon çabasının, I. Dünya Savaşı sonrasında cumhuriyetin ilan edilmesi ve buna paralel olarak İzmir iktisat Kongresi'yle, yeni bir iktisadi ve dış politika önceliklerinin oluşturulması olduğunu söyledi.

Üçüncü büyük restorasyonu ise 1950'lerde 2. Dünya Savaşı sonrasında demokrasilerin yükselmesi, halkın kitleler halinde siyasi tercihlerinin sisteme katılması ve bu çerçevede yeni bir siyasi iletişimin ortaya çıkması olarak değerlendiren Davutoğlu, serbest piyasa ekonomisi ve Türkiye'nin NATO içinde yer almasıyla ortaya çıkan yeni dengeleri de bu restorasyon sürecinin bir parçası olarak nitelendirdi.

Şu an modern dönemde dördüncü restorasyon dönemi içinde bulunulduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin büyük bir restorasyona ihtiyacı varken, 1990'lı yılların maalesef olumlu değerlendirilemediğini ve reform çalışmalarının geciktirildiğini belirtti.

SSCB'nin çöküşünden 2002'ye kadar geçen 20 yıllık süreçte büyük bir restorasyon gerçekleştirilemediğine değinen Davutoğlu, ''Hep meseleleri erteleyerek, varolan statükoyu korumaya yönelik bir tavır benimsendi. Son 10 yıl içinde yaşanan değişimi izah etmek gerekirse, ben bunun dördüncü büyük restorasyonu gerçekleştirme çabası olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum'' diye konuştu.

-''Dünyanın en istikrarlı gelişen ülkelerinden biriyiz''-

Davutoğlu, Türkiye'nin son 10 yılda, bir anlamda bu tarihi akışta edilgen bir tarafta değil, özne olarak öne çıkan, sürece ağırlık koyabilen bir yapıya gelişinin arkasında, üç alanda yapılan geniş çaplı restorasyonun izlerinin görülmesinin mümkün olduğunu bildirdi.

Söz konusu üç alandan ilkinin, ''iç siyasi hayatın demokratikleşme yoluyla yeniden tanzim edilmesi'' olduğunu belirten Davutoğlu, bütün bu restorasyon sürecinin genelinde, valilerin çok önemli bir aktör olduğunu söyledi.

Restorasyonun ikinci ayağının ''ekonomik restorasyon'' olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, bu noktada da iş adamları ve şirketlerin öncü rolde olduğunu, eski anlayışta devletin vatandaşını sabit görmek istediğini, hareket eden vatandaşa genellikle, bir tür tehlike barındırdığı gözüyle bakıldığını ifade etti.

Davutoğlu, ''Biz bunun tam aksini söylüyoruz. Vatandaşımız hareket etmelidir. Dünyada ne kadar çok Türk vatandaşı dolaşırsa, ne kadar çok şirketimiz, iş adamlarımız harekete geçerse, içerde ne kadar çok insanımız iş adamımız harekete geçerse, o kadar çok katma değeri olur. Bizim harekete geçireceğimiz büyük doğalgaz kaynaklarımız yok, enerjimiz yok. Biz, insanımız harekete geçtiği zaman değer getiririz'' dedi.

Son 10 yılda GSMH'nın 170 milyar dolardan 800 milyar dolara çıktığını ve Türkiye'nin dünyanın en istikrarlı gelişen ülkelerinden biri konumuna geldiğini belirten Davutoğlu, her uluslararası ekonomik platformda Türkiye'nin önde yer aldığını söyledi.

Üçüncü restorasyonun dış politikada yaşandığını ifade eden Davutoğlu, ''Dış politikada bir zihniyetin değişmesi önemliydi. Türkiye sadece belli krizlere odaklı bir dış politikadan süratle çıkıp, çevresi ve dünyasıyla ilgili vizyonel yaklaşımlar ortaya koyan, bu vizyonel yaklaşımları hayata geçirebilecek araçları devreye sokabilen bir konum kazanmalıydı. Son 10 yılda öylesine büyük bir dış politika devrimi yaşandı ki Türkiye'nin müdahil olarak pozitif katkı yapamayacağı hiçbir olay neredeyse yok'' ifadesini kullandı.

Türkiye'nin büyükelçilik sayısı 94'den 124'e çıkarken, konsolosluklarla dış temsilcilik sayısının 163'den 221'e yükseldiğini vurgulayan Davutoğlu, şu an Türkiye'nin dünyada en fazla temsil edilen 9. ülke konumunda olduğunu, iki yıl içinde bu sıralamada altıncılığa yükseleceğini söyledi.

-Demokrasi vurgusu-

Davutoğlu, konuşmasında demokrasiye vurgu yaparken, şöyle konuştu:

''Demokrasimiz güçlü değilse dışişleri bakanı olarak benim başım dışarda eğik olur. Halkıyla gerilim yaşayan bir ülkenin, dışarıda iddialı bir dış politika vizyonunu hayata geçirmesi mümkün değildir. Halkından çekinen, iç tehdit tanımlamalarıyla kendi halkını tehdit olarak gören bir devletin, dışarıda insanlığa dönüp de, 'benim size şu mesajım var' diyebilmesi mümkün değil. Yapılan en büyük devrimlerden biri Türkiye'de iç tehdit kavramının, iç siyasetin merkezindeki konumunu tümüyle terk etmesi ve iç tehdide dayalı değil, aksine vatandaşlarının potansiyeline, iddialarına, özlemlerine dayalı yeni bir siyaset anlayışını benimsemesidir.''

Bu demokratikleşme çabalarında valilerin ne kadar büyük bir önem taşıdığını, onların vatandaşlarla kurduğu iletişimin ne kadar hayati bir konuma sahip olduğunu gittiği her yerde gördüğünü dile getiren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Devletin içerde vatandaşa yansıyan yüzü valilerdir, dışarda vatandaşa ve dış dünyaya yansıyan yüzü ise büyükelçilerdir. Onun için valilerimizle büyükelçilerimizin, devlet temsili ve büyük restorasyon içinde üstlendikleri roller birbirine hem benzer hem tamamlayıcıdır. İçerde valilerimizin yaratacağı sinerji, dışarıda büyükelçilerimiz için büyük imkandır. Dışarıda büyükelçilerimizin temsilde sağladıkları başarı, içerde vatandaşımıza öyle bir gurur verir ki valilerimiz de o gururla birlikte daha ufku açık ve vizyonel yaklaşım sergileyebilir. Bunların hepsi birbirini destekleyen unsurlardır.''

Davutoğlu, söz konusu restorasyon çalışmasında psikolojik eşiğin aşıldığına işaret ederken, halkın kendi ülkesinin, tarihin akşının önünde olma kudretine, potansiyeline sahip olduğuna inandığını belirtti.

Muhabir: Halit Gülşen

Yayıncı: Murat Taydaş Kaynak : AA

DoğalgazAvrupaAhmet DavutoğluNato



YAZARLARTAMAMI

SORUNLARLA BAŞA ÇIKMAK

Süleyman Beledioğlu

KUDÜS VE VATAN

Türker Akıncı
Feedback
Bu sayfa veya içerik ile ilgili bir sorun olduğunu mu düşünüyorsun?
Lütfen bir kaç saniyeni ayır ve aşağıdaki form ile bize bildir
Mail Adresiniz:
Resim Doğrulama Kodu Kodu Yenile
HABERDAR OLMAK İÇİN MAİL BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright BeyazGazete.Com ' Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Kaynakları beraberinde belirtilmiştir. Haberleri kopyalamayınız.
Ajanslar
yukarı